Şist nedir, Şist ne demek

Şist; bir mineraloji terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:

[Bakınız: yaprak kayaç]

Fransızca'da Şist ne demek?:

schiste

Şist hakkında bilgiler

Şist ya da Kiltaşı, orta dereceden bir tür başkalaşım kayacı'dır. (Bazen tortul kayaç olarak da adlandırılabilir.) Şist kelimesi Yunanca bir sözcük olan σχίζειν (şizin)'den gelmektedir. Kelimenin anlamı "bölmek"tir. Şist'in anlamının Yunanca "bölmek" olmasının sebebi büyük olasılıkla, şistin alüminyum levhalar halinde kolayca ayrılabilir yapıda olmasından kaynaklanıyordur.

Kayaçlar sıcaklık ve basınç etkisi altında metamorfizmaya uğraması sonucu yapraklanmalı kayaçlara donüşür. Bu yapraklanmalı kayaçlara şist adı verilir. Şist kelimesi sedimanter bir kayaç için kullanılan bir ad değil de metamorfik kayaçların %80'ini ifade eden genel bir isimdir. Şist terimi kayaçların içindeki baskın minerallerle beraber kullanılarak asıl kayacın adını oluşturur. Örneğin mika açısından zengin olan ya da başkalaşarak mika açısından zenginleşmiş şistlere "mikaşist" denir. Bazı şistler ise renklerine göre adlandırılır. Yeşil bir madde olan serpentinit açısından zengin şist, yeşilşist ya da greenşist adını alır.

 

18.yy'ın ortalarından önce arduvaz, kiltaşı ve şist arasında bir ayrım yoktu. Hatta kömür madenciliğince kiltaşı, 20.yy'a kadar arduvaz olarak adlandırıldı.

Şist tanımı, anlamı:

Kola : Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek. Kolalama. Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata). Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı.

Yaprak : Kitap, defter vb. şeylerde ön ve arka yüzü oluşturan kâğıtlardan her biri, varak. Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler. Sarma yapılmış olan asma yaprağı. Börek, baklava vb. şeylerde yufka. Eni 50, boyu 75 santimetre olan bayrak ölçüsü. Birkaç parça eklenerek yapılmış olan şeylerde her parça. Kat kat ayrılabilen şeylerde kat.

Tortul : Tortu niteliğinde olan. Tortullaşma sonucu oluşmuş.

Kayaç : Yer kabuğunun yapı gereci olan bir veya birkaç mineralden oluşan kütle, külte, porfir.

Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Yetkisi ve sorumluluğu çok olan.

 

Kömür : Siyah renkli. Karbonlu maddelerin kapalı ve havasız yerlerde için için yanmasından veya çok uzun süre derin toprak katmanları altında kalıp birtakım kimyasal değişmelere uğramasından oluşan, siyah renkli, bitkisel kaynaklı, içinde yüksek oranda karbon bulunan katı yakıt.

Madde : Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Duyularla algılanabilen nesne. Molekül. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Para, mal vb. ile ilgili şey. Bir cismi oluşturan öge, öz.

Talk şist : Talktan oluşmuş billur şist.

Şistleşme : Şistleşmek işi.

Şistleşmek : Kömüre karışmış moloz oranının çok olması yüzünden bir tabaka tümüyle işletilemez olmak.

Şistli : Şist gibi yapraklı.

Şistlilik : Bazı kayalara özgü olan dilimlere ayrılabilme durumu.

Silisli : Yapısında veya birleşiminde silis bulunan.

Alümin : Suda çözünmeyen, 2050 °C'de eriyen, beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3).

Karışık : Düzensiz, dağınık, intizamsız. Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş. Dolu. Karışmış. Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan. Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan. Saf olmayan. Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık.

Moloz : Değersiz, işe yaramaz (şey veya kimse). Toprak ve kireçle karışık taş kırıntıları, yapı döküntüsü, inşaat atığı.

Bilimsel : Bilimle ilgili, bilime dayanan, ilmî.

Orta : Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Yeniçeri Ocağında tabur. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Orantı. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. İyi ile kötü arasındaki durum. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Ne büyük ne küçük, midi. Ne uzun ne kısa, midi.

Derece : Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi. Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri. Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim. Denli, kadar. Başarı gösterme. Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe. Sıcaklıkölçer.

Kil taşı : İnce taneli kilin zamanla kat kat yığılması sonucu meydana gelen taş, şist.

Kil : Bazı hayvanların derisinde, insan vücudunun belli yerlerinde çıkan, üst deri ürünü olan ipliksi uzantı. Huysuz, geçimsiz (kimse). Keçi tüyü. Bitkilerde görülen, genellikle silindirimsi, içi boş, çok ince uzantı. Keçi tüyünden yapılmış veya dokunmuş olan.

Diğer dillerde Şist anlamı nedir?

İngilizce'de Şist ne demek? : n. schist, shale

interj. tush

Fransızca'da Şist : schiste [le]

Almanca'da Şist : n. Schiefer

Rusça'da Şist : n. сланец (M)