Abatmak nedir, Abatmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Olduğundan fazla göstermek, büyütmek, mübalâğa etmek.

Yalan söylemek, uydurmak.

Abatmak anlamı, tanımı

Abat : Bayındır. Şen, rahat

Göstermek : Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek. Bir şeyin etkisi altında tutulmak. Görünmek, benzemek. Belirtmek, anlatmak. Öğretmek, açıklamak. Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak. Kanıtla inandırmak. Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek. Yapmasını söylemek, görevlendirmek. Etmek. Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak. Sert bir biçimde karşılık vermek.

Mübalağa : Abartı.

Söylemek : Düşündüğünü ya da bildiğini sözle anlatmak. Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak. Türkü, şarkı vb. okumak. Önceden bildirmek, tahmin etmek. Yapılmasını istemek. Yazmak, düzmek. Haber vermek. Sipariş etmek. Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak.

Gösterme : Göstermek işi. Teşhir, sergileme.

Uydurmak : Uymasını sağlamak. Cinsel birleşmede bulunmak, becermek. Hayal gücünden yararlanarak gerçek dışı bir şey söylemek, yakıştırmak. Elde etmek, sağlamak, bulmak.

Büyütmek : Büyük duruma getirmek, genişletmek. Yetiştirmek, bakmak. Abartmak, mübalağa etmek.

Büyütme : Büyütmek işi. Birisi tarafından yetiştirilmiş kimse. Uzakta duran cisimlere dürbün vb. bir araçla bakıldığında cismi gören açının çıplak gözle bakıldığı zamanki açıya oranı.

 

Uydurma : Uydurmak işi. Yeni bir biçim verilmiş. Gerçek dışı, uydurulmuş olan, yalan, sahte, asılsız, düzme. Şişirme haber.

Söyleme : Söylemek işi.

Göster : Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut.

Söylem : Söyleyiş, söyleniş, sesletim, telaffuz. Bir veya birçok cümleden oluşan, başı ve sonu olan bildiri, tez. Kalıplaşmış, klişeleşmiş söz, ifade.

Büyüt : Hile.

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Yalan : Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz, kıtır. Yalancı kimse. Uydurma.

Fazla : Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan, ziyade. Artmış olan, ihtiyaçtan fazla olan. Daha çok, aşkın. Gereğinden, alışılmıştan çok olarak. Gereksiz, yersiz bir biçimde.

Uydu : Bir gezegenin çekiminde bulunarak onun çevresinde dolanan daha küçük gezegen, peyk. İşlerini ve davranışlarını daha güçlü birinin isteğine uyduran (devlet, kurum, kimse). Türlü amaçlarla yerden fırlatılan ve genel olarak kapalı bir yörünge çizerek yer çevresinde dolanan araç.

Etme : Etmek işi.

Oldu : Evet. Başüstüne.

Büyü : Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.

Diğer dillerde Abartılı oynamak anlamı nedir?

İngilizce'de Abartılı oynamak ne demek ? : overplay, overphy