Agrekan nedir, Agrekan ne demek

Agrekan; Biyoloji alanında kullanılan bir sözcüktür.

Biyoloji'deki anlamı:

Yüz otuz kadar kondroitin sülfat ve keratan sülfat, glikozaminoglikan zincirinin bağlandığı 210000 mol ağırlığında, kıkırdakta bulunan bir proteoglikan.

Agrekan anlamı, tanımı

Kondroitin sülfat : D glukuronik asit ve N-asetil D galâktozamin 4 ya da N-asetil D galâktozamin 6 sülfat disakkarit birimlerinden oluşan, kondroitin 4 sülfat (kondroitin sülfat A) ve kondroitin 6 sülfat (kondroitin sülfat C) şeklinde iki tipi olan, bağ dokusu, hiyalin ve elâstik kıkırdakta, arterlerin duvarında ve omurlar arası diskin merkezi kısmında bulunan bir glikozaminoglikan. Omurgalılarda D-glukoronik asit ve N-asetil-D-galaktozamin-4-sülfat veya N-asetil-D-galaktozamin-6-sülfat disakkarit birimlerinden oluşan, kondroitin-4-sülfat (kondroitin sülfat A) ve kondroitin-6-sülfat (kondroitin sülfat C) biçiminde iki tipi olan, bağ dokusu, hiyalin ve elastik kıkırdakta, arterlerin duvarında ve omurlar arası diskin merkezi kısmında bulunan bir glikozaminoglikan

Glikozaminoglikan : Amino şeker türevlerinin tekrarlanan disakkarit birimlerinden oluşan, hidroksil, karboksil ve sülfat gruplarından dolayı hidrofilik özellik gösteren, proteinlerle birleşerek proteoglikanları oluşturan, kıkırdak ve kemik gibi dokularda hücreler arası zemin maddesini meydana getiren, hiyaluronik asit, kondroitin sülfat, keratan sülfat, heparin gibi herhangi bir polisakkarit grubu. Mukopolisakkarit. Genellikle bir amino şeker (sülfatlanmış veya sülfatlanmamış glikozamin veya galaktozamin) ve bir üronik asitten (glukoronik asit veya idüronik asit) oluşmuş yinelenen disakkarit birimlerinden oluşan hidroksil, karboksil ve sülfat gruplarından dolayı hidrofilik özellik gösteren proteinlerle birleşerek proteoglikanları oluşturan, kıkırdak ve kemik gibi dokularda hücreler arası zemin maddelerini meydana getiren hiyalüronik asit, kondroitin sülfat, keratosülfat, heparin gibi herhangi bir polisakkarit grubu, mukopolisakkarit, asit mukopolisakkaritler, hayat zamkı.

 

Proteoglikan : Bağ dokusunun zemin maddesinde bolca bulunan, çeşitli glikozaminoglikanların proteinlere kovalent bağlarla bağlanması ile oluşan tüp fırçası şeklindeki kompleks. Mukopolisakkaritlerin bir protein molekülüne bağlanmasıyla oluşan molekül.

Glikozamin : Glikoz şekerinin amino türevi. N-glikozamin olarak glikoproteinlerin en yaygın yan zinciri. Glukozamin. Glikoz şekerinin amino türevi. N-glikozamin olarak glikoproteinlerin en yaygın yan zinciri.

Kıkırdak : Kemik kadar sert olmayan, dayanıklı, esnek, bükülgen, damarsız bağ dokusu. Kakırdık. Sığır ve danada, hayvanın göğüs boşluğunun arka tarafının alt bölümünde bulunan parça.

Bağlandı : Damın mukavemetini arttırmak için kullanılan ağaç.

Keratan : D-galâktoz ve N-asetil D-glikozamin içeren sülfatlı disakkaritlerin tekrarlanmasıyla oluşan, kıkırdak ve diğer bağ dokularında keratan sülfat olarak bulunan bir glikozaminoglikan.

 

Zincir : Birbirine geçmiş bir sıra metal halkadan oluşan bağ. Altın ya da gümüşten yapılmış takı. Taşıtların kar veya buzda kaymaması için tekerleklerine takılan alet. Hükümlülerin eline, ayağına vurulan demir bağ. Art arda gelen şeylerin oluşturduğu dizi.

Glikoz : Karbon, hidrojen ve oksijenden oluşup özellikle üzüm suyunda bulunan şeker, üzüm şekeri yapısındaki basit şeker (C6H12O6).

Kerata : Karısı tarafından aldatılan erkek. Ayakkabı çekeceği. Küçüklere sevgi ile söylenen bir sitem sözü.

Bağlan : “Sev, sevdiğine bağlı kal” anlamında kullanılan bir isim “. Diyarbakır şehri, Kayacık nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Iğdır şehri, Tuzluca ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Sülfat : Sülfürik asidin tuzu ya da esteri.

Kerat : Aşağılık, iğrenç kişi.

Bağla : Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara).

Kadar : Ölçüsünde, derecesinde. Miktarda, derecede. Gibi. Denli. Büyüklüğünde, genişliğinde. Süre belirten bir söz. Bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz. Dek.

Otuz : Yirmi dokuzdan sonra gelen sayının adı. Üç kere on, yirmi dokuzdan bir artık. Bu sayıyı gösteren 30 ve XXX rakamlarının adı.

Kıkı : Koyun, keçi gübresi. İnsan dışkısı, pislik. [Bakınız: kıh]. Çocukların boyunlarına taktıkları boncuk dizisi. Boğazda çıkan yumruk biçiminde şişkinlik (guatr hastalığı).

Kond : Koyun bacağından çıkan, hiç aşınmamış taze aşık kemiği.

Ağır : Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

Sülf : Kükürt.

Diğer dillerde Agrekan anlamı nedir?

İngilizce'de Agrekan ne demek ? : aggrecan