Avurt zavurt etmek nedir, Avurt zavurt etmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tehditli söz söylemek, ileri geri, terbiyesizce konuşmak.

Avurt zavurt etmek ile ilgili Atasözü veya Deyim

avurt satmak (veya avurt zavurt etmek) : beceremeyeceği şeyleri becerebilecekmiş gibi konuşmak korkutucu sözler söylemek.

Avurt zavurt etmek kısaca anlamı, tanımı

Avur : Yeni doğurmuş bir hayvandan ilk günlerde sağılan, koyu yapışkan süt, ağız. Ağır

Avurt zavurt : Ivır zıvır, abur cubur, gereksiz şeyler, anlamsız sözler.

Etme : Etmek işi.

Zavur : Gülünç söz, davranış. Sitem, başa kakma. Öfkeyle azarlama, emir. Öfkeli, gürültülü ses. Bağırarak kışkırtma (köpek için). Kibir. Bulgura yakın irilikte un.

Avurt : Yanağın ağız boşluğu hizasına gelen bölümü.

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Terbiyesizce : Terbiyesiz. (terbiyesi'zce) Terbiyesiz bir biçimde, saygısızca, terbiyesizcesine.

Terbiyesiz : Terbiyesi olmayan. Topluluk kurallarına aykırı davranan.

İleri geri : Ayrıntıları düşünülmeyen. Rastgele, gelişigüzel (konuşmak).

Tehditli : Tehdidi bulunan.

Konuşmak : Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak. Flört etmek. Becermek, uzman gibi yapabilmek. Şık ve zarif görünmek. Belli bir konudan söz etmek. Dargın bulunmamak. Söylev vermek, konuşma yapmak. Konuşma dili olarak kullanmak. Bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek. Geçerli olmak, etkin olmak. Düşüncesini herhangi bir araç kullanarak anlatmak. Oyuncak, hayvan vb. konuşmaya benzeyen birtakım sesler çıkarmak. İlişki kurmak ya da ilişkiyi sürdürmek. Gizli bir şeyi açığa vurmak, ele vermek.

 

Söylemek : Düşündüğünü ya da bildiğini sözle anlatmak. Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak. Türkü, şarkı vb. okumak. Önceden bildirmek, tahmin etmek. Yapılmasını istemek. Yazmak, düzmek. Haber vermek. Sipariş etmek. Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak.

Konuşma : Konuşmak işi. Görüşme, danışma, müzakere. Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılmış olan söyleşi, konferans.

Terbiye : Eğitim. Görgü. Hayvanı alıştırma. Araba hayvanlarının dizginleri. Eti, pişirmeden önce çeşitli baharatlar, yağ, salça vb. şeyler içinde bir süre bekletme. Bazı yemeklerin suyunu türlü yollarla koyulaştırma.

Söyleme : Söylemek işi.

Tehdit : Gözdağı.

Söylem : Söyleyiş, söyleniş, sesletim, telaffuz. Bir veya birçok cümleden oluşan, başı ve sonu olan bildiri, tez. Kalıplaşmış, klişeleşmiş söz, ifade.

Konuş : Konma işi. Konum. Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.

İleri : Herhangi bir şeye göre daha ötede olan yer, geri karşıtı. Doğrusundan daha çok gösteren (saat). Temel duruşta ayak uçlarının gösterdiği yön. Önde bulunan. Öne doğru, ileri doğru. Benzerlerini geride bırakmış. Henüz gelmemiş zaman, gelecek, sonra. Bir şeyin ulaşılacak yönü. "Amaca doğru durmadan yürü" anlamında kullanılan bir seslenme sözü.

 

Terbi : Dördün. Dörtleme.

Diğer dillerde Avurdu keseligiller anlamı nedir?

İngilizce'de Avurdu keseligiller ne demek ? : pocketgophers