Ayırtlamak nedir, Ayırtlamak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ayıklamak, seçmek, temizlemek.

Teknik terim anlamı:

Seçmek, ayırıp çıkarmak.

Fasletmek, halletmek, ayrrdetmek.

Ayıklamak, temizlemek.

Ayırtlamak kısaca anlamı, tanımı

Ayırt : Fark. Süzgeç, kevgir. Yol ya da su yollarının birleştiği yer, ayrım. [Bakınız: ayırdım]. Kıyı, çizgi, sınır: Yolun ayırdında beni bekle. Hastayı iyileştireceği ya da öldüreceği inancıyla yedirilen yiyecekler

Ayırtlam : [Bakınız: içermeli ayırtlam].

Temizlemek : Arıtmak. Öldürmek, yok etmek. Bitirmek, tüketmek. Sakıncalı, pürüzlü bir işi olumlu sonuçlandırmak. Kumar oyunlarında öbür oyuncuların bütün paralarını almak. Bir yaranın, bir dokunun sağlam olmayan bölümlerini neşter veya bıçakla kesmek.

Temizleme : Temizlemek işi. Yüzeylere yapışmış leke ve kirlerin giderilmesi, çözelti veya asıltı durumuna getirilmesi olayı.

Fasletmek : Ayırmak, bölmek. Çözmek, sonuçlandırmak.

Halletmek : Güç görünen bir olay veya duruma çözüm yolu bulmak. Cinsel ilişki kurmak. Bir cismi bir sıvı içinde eritmek. Bir yemeği yenecek duruma getirmek. Çözmek. Yoluna koymak, olumlu sonuca bağlamak.

Ayıklamak : Bir şeyin içinden, işe yaramayan, gereksiz veya istenmeyen taneleri ayırıp çıkarmak, temizlemek. Bir görevde gereksiz görülenleri işinden ayırmak.

Halletme : Halletmek işi.

 

Ayıklama : Ayıklamak işi.

Fasletme : Fasletmek işi.

Çıkarmak : Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sonunu getirmek. Hatırlamak. Bulmak, ortaya koymak. Yapmak, üretmek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Boşaltmak. Sunmak. Göstermek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Gidermek. Fotoğraf çektirmek. Resim yapmak. Söylemek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Sağlamak, elde etmek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Yayımlamak. Yollamak, göndermek.

Çıkarma : Çıkarmak işi, emisyon. Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma. Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh.

Seçmek : Benzerleri arasında hoşa gideni seçip almak veya yararlanmak için ayırmak. Ne olduğunu anlamak, fark etmek. Birine oy vererek bir göreve getirmek. Titiz davranmak, kolay kolay beğenmemek. Farklı görmek, üstün görmek. Üstün, iyi, uygun bularak yeğlemek. Tercihini bir yönde kullanmak.

Halle : Pekmez kaynatılan büyük kazan. Mısır unundan yapılmış bir çeşit yemek. Un ve pekmezden yapılan bir çeşit helva.

Seçme : Seçmek işi, intihap, seleksiyon. Seçkin, seçilmiş.

Çıkar : Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar.

Temiz : Kirli, lekeli, pis, bulaşık olmayan, arı, pak, münezzeh, hijyen, hijyenik. Kirli, lekeli, bulaşık olmayan bir biçimde. Sabıkasız. Ahlakça lekesiz, necip, nezih. Özenle yapılmış. Çok az kullanılmış veya hiç kullanılmamış olan, özrü olmayan.

Temi : Bitki, ağaç, meyve kümesi.

Fasl : (Divan edebiyatı terimi) Sebki mefsul yapma usulü.

Çıka : Kız çocuğu. Yaramaz çocuk.

Diğer dillerde Ayırtlama ilkesi anlamı nedir?

İngilizce'de Ayırtlama ilkesi ne demek ? : identifiability principle