Borç deflasyonu nedir, Borç deflasyonu ne demek

Borç deflasyonu; İktisat alanında kullanılan bir kelimedir.

İktisat terim anlamı:

Bireylerin ve firmaların çok fazla borçlanmaları nedeniyle harcamalarının düştüğü durum; fiyatlar genel düzeyindeki beklenmeyen düşmeye bağlı olarak, gerçek (reel) servetin borçlulardan alacaklılara doğru yeniden dağıtılması.

Borç deflasyonu kısaca anlamı, tanımı

Borç : Geri verilmek üzere alınan veya ödenmesi gerekli para veya başka bir şey. Birine karşı bir şeyi yerine getirme yükümlülüğü, vecibe

Deflasyon : Para kısıtlaması.

Borç deflasyonu kanalı : Borç deflasyonunda borç alanların tüketiminin azalmasının, borç verenlerinin tüketiminin artmasından daha fazla olması nedeniyle toplam tüketim harcamalarının azalacağını ve buna bağlı olarak da reel gayrisafi yurtiçi hasılanın azalacağını gösteren düzenek.

Fiyatlar genel düzeyi : Bir ülkede belirli bir dönemde üretilen mal ve hizmetlerin ağırlıklı olarak hesaplanan ortalama fiyatı.

Borçlanma : Borçlanmak işi, istikraz.

Dağıtılma : Dağıtılmak işi.

Beklenme : Beklenmek durumu.

Alacaklı : Birinden alacağı olan (kimse), borçlu ve verecekli karşıtı.

Yeniden : Gene, yine, bir daha, tekrar.

Harcama : Harcamak işi, sarf. Bir şey almak için elden çıkarılan para, gider.

 

Gerçek : Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Yalan olmayan. Doğruluk. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Yapay olmayan. Temel, başlıca, asıl. Gerçeklik.

Servet : Varlık, zenginlik, mal mülk.

Borçlu : Borcu olan, borç almış olan, verecekli, medyun, alacaklı karşıtı. Borcu kalmış olarak. Bir şeyi birinin yardımıyla elde etmiş olan. Manevi bir yükümlülük altında bulunan.

Alacak : Bir hesap gereğince daha alınmamış olan para, mal vb. şey, matlup, verecek karşıtı. Alınması gerekli şey.

Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan.

Fiyat : Alım veya satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri, eder, paha. Bir mal veya iş gücü için uygun görülen para karşılığı. Bir değer ile para birimi arasındaki ilişki.

Harca : Sık ve ufak salkımlı bir çeşit kırmızı üzüm.

Düştü : Cenaze gömülürken kadınların tarlalardan topladıkları taşları ağlayarak bir kenara yığmaları.

Neden : Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; niçin. Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet. Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep.

 

Alaca : Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. İki ya da daha çok renkli. Çorum iline bağlı ilçelerden biri.

Diğer dillerde Borç deflasyonu anlamı nedir?

İngilizce'de Borç deflasyonu ne demek ? : debt deflation