Düğücüklenmek nedir, Düğücüklenmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Hamur yoğrulurken, çorba, mahallebi ve benzerleri yiyecekler pişerken, un iyice karışmayarak topak topak olmak.

Düğücüklenmek tanımı, anlamı

Düğücük : Elendikten sonra geriye kalan en ince bulgur. [Bakınız: düğülcek]. Ekin saplarının boğum yerleri. Kışın soğuk havalarda yağan sert ve yuvarlak kar tanecikleri. Küçük dolu

Düğü : Elendikten sonra geriye kalan en ince bulgur. Pirinç.

Topak topak : Top top, küme küme. Top top.

Karışma : Karışmak işi. Düzeni bozulma. Engelleme, araya girme, müdahale.

Yiyecek : Yenmeye elverişli olan her şey. Yenebilen.

Mahalle : Bir şehrin bir kasabanın, büyükçe bir köyün bölündüğü parçalardan her biri. Bu parçalarda oturan insanlarn tamamı.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Topak : Yuvarlak biçimde olan nesne, toparlak. Yufka açmak için avuç içinde yuvarlak bir biçim verilen hamur parçası. Bu biçim verilmiş şey. Şişe ya da kadeh. Hayvanlarda, parmakların ardında topuğu andıran çıkıntı.

Mahal : Yöre (I).

Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.

 

Karış : Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık.

Çorba : Sebze, tahıl, et vb. ile hazırlanan sıcak, sulu içecek. İçinden çıkılmaz durum.

İyice : İyiye yakın. (iyi'ce) Tamamen. Çok, adamakıllı. (iyi'ce) Gereği gibi, derinlemesine, ayrıntılarıyla.

Hamur : Unun su veya başka sıvılarla yoğrulmuş durumu. Ağrı iline bağlı ilçelerden biri. İyi pişmemiş (ekmek ve hamur işleri). Kâğıtta tür, nitelik. Öz, asıl, maya.

Topa : 1.Beceriksiz. 2.Kötü kişi. Yuvarlak, küre biçiminde. Beceriksiz. Kötü.

Olma : Olmak işi.

Yiye : Zarar verici, obur (hayvan). Sahip. Eğe.

Pişe : Sütle yoğrulmuş hamuru yağda kızartarak yapılan bir çeşit yiyecek.

Maha : Evlerin çatısında köşelerden çatının ortasına doğru uzanan direklerden her biri, mahya. Arabanın ön dingilinin üstündeki hareket edebilen kalın ağaç parçası. Çatıdaki köşe ağaçları.

Karı : Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın, eş, refika, zevce. Kadın. Yaşlı, ihtiyar.

Diğer dillerde Düğmeli afrika domuzu anlamı nedir?

İngilizce'de Düğmeli afrika domuzu ne demek ? : warthog