Dalar nedir, Dalar ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

İçine hellim denilen peynir konulan, ince dallardan örülmüş bir çeşit küçük sepet, peynir kalıbı.

Dalar ile ilgili Cümleler

  • Babam TV izlerken sık sık uykuya dalar.
  • Ne zamam yatağıma uzanıp bir kitap okusam, uykuya dalarım.
  • Ali neredeyse her zaman TV izlerken uykuya dalar.
  • Ali yatağa girer girmez uykuya dalar.
  • Ali sınıfta sık sık hayallere dalar.
  • Tom'un uyumada problemi olduğunda, o kakımları saymaya başlar.O, onu çabucak sakin bir hale getirir. Ve o kakımları elliye kadar sayabilmeden önce derin uykuya dalar.
  • Televizyon izlerken, ben kolayca uykuya dalarım.

Dalar anlamı, tanımı

Dalarak avcılık : Dalgıç elbisesi giyerek veya giymeden su ortamlarından su ürünlerinin toplanması veya avlanması biçimi, şinorkel, tüp, nargile usulü dalma

Dalari : İçine hellim denilen peynir konulan, ince dallardan örülmüş bir çeşit küçük sepet, peynir kalıbı.

Dalarmak : Karşı gelmek. Arpa, buğday olgunlaşmaya başlamak.

Dallar : Fürû' (bk. çocuklar, torunlar...).

Hellim : Kıbrıs'ta yapılmış olan bir tür beyaz peynir.

Peynir : Maya ile katılaştırılarak sütten yapılmış olan ve birçok türü olan besin.

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

 

Helli : Kartal. Un çorbası. [Bakınız: hel]. Bir çeşit küçük kuş. Yaldız ile işlemeli; helli mendil.

İçine : İçin edatı.

Kalıb : Resim. Mühür.

Sepet : Saz, kamış, ince dal veya tellerden hasır biçiminde örülerek yapılan, genellikle sapı olan, yiyecek ve eşya taşımak için kullanılan kap. Motosikletin yan tarafında bulunan, tek yolcu taşımak üzere hazırlanmış ayrı bölüm. Sazdan örülmüş balık kapanı. Basketbolda sayı kazanmak için, içine top atılmaya çalışılan demir çembere geçirilmiş altı açık ağ. Bu kap biçiminde örülerek yapılmış. Bu kabın aldığı ölçüde.

Dalla : Yağmur, güneş ve rüzgârın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Kalı : Halı.

Sepe : Tenha, ulaşılması zor olan yer.

İnce : Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Hafif, gücü az. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Ayrıntılı. Zayıf. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Tiz (ses), pes karşıtı.

 

Deni : Alçak, kötü, kişiliksiz (kimse).

Konu : Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje. Üzerinde konuşulan şey, bahis.

Diğer dillerde Dalap anlamı nedir?

İngilizce'de Dalap ne demek ? : estrus in mare