Dek gelmek nedir, Dek gelmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Uygun gelmek, rasgelmek.

Dik kafalılık etmek: Dek geldi, onun için dayağı yedi.

Rastgelmek, rastlamak.

Rastlamak.

Denk gelmek, rastlamak.

Teknik terim anlamı:

Denk gelmek.

Dek gelmek tanımı, anlamı

Dek : Bir işin, bir durumun sona erdiği zaman veya yer, kadar, değin. Düzen, hile, entrika. Belirtilen zamanı, yeri vb.ni içine almayacak bir biçimde, kadar, değin. Tokuşma, çatışma. Sağlam

Gelme : Gelmek işi. Gelmiş olan. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme.

Gelmek : Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Dayanmak, tahammül etmek. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Kadar olmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Belli bir süre dolmak. Biriyle birlikte gitmek. Uymak. Getirmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Türemek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Çıkmak, yönelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak.

 

Kafalılık : Kafalı olma durumu.

Rastlamak : Bir kimse ile karşı karşıya gelmek, karşılaşmak, rast gelmek, tesadüf etmek. Atılan şey hedefi bulmak, rast gelmek. Herhangi bir şeyle karşı karşıya gelmek.

Rastlama : Rastlamak işi.

Kafalı : Kafası olan. Bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı. Kafası herhangi bir biçimde olan.

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Uygun : Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Orantılı, oranlı. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.

Denk : Yük hayvanlarının sağ ve soluna konulan iki yük parçasından her biri. Uygun, nitelik yönünden eşit. Destekleri paralel, yönleri aynı, şiddetleri eşit bulunan güçler. Yatak, yorgan, kumaş vb. eşyanın sarılıp bağlanmış biçimi, balya. Ağırlık bakımından eşit olan. 0,80175 gram olan ağırlık ölçü birimi.

Yedi : Altıdan sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 7 ve VII rakamlarının adı. Altıdan bir artık.

 

Daya : Çocuğa bakan dadı, sütnine, taya.

Rast : Doğru, düzgün. Klasik Türk müziğinde bir makam. Atılan şey hedefi vurma. Tesadüf.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Kafa : İnsan başı, ser. Kavrama ve anlama yeteneği, zekâ, zihin, bellek. Hayvanlarda genellikle ağız, göz, burun, kulak vb. organların bulunduğu vücudun en ön bölümü. Görüş ve inançların etkisi altında beliren düşünme ve yargılama yolu, zihniyet. Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu. Mekanik bir bütünün parçası.

Uygu : [Bakınız: bağıntı]. Uyum, uygunluk.

Etme : Etmek işi.

Dik : Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan. Sert, kalın, tok (ses). Ters, aksi (söz). Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş. Sert (bakış). Yatık durmayan, sert. Kaba, yersiz (davranış).

Diğer dillerde Dejeneratif ve nekrotik yangı anlamı nedir?

İngilizce'de Dejeneratif ve nekrotik yangı ne demek ? : degenerative and necrotic inflammation