Dişe daş dokanmak nedir, Dişe daş dokanmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Birini ezmek için çalışırken, ya da biri hakkında atıp tutarken çekinmeyi gerektiren bir engelle karşılaşmak.

Dişe daş dokanmak anlamı, kısaca tanımı

Daş : Taş. Elmas, pırlanta gibi kıymetli taşlar. Muhakkak: Daş bu böyledir. El değirmeni. Dış

Dişe : [Bakınız: dişeği]. Taşları yontmak için kullanılan dişli bir çeşit çekiç. Yeni dişlenmiş, dişleri yeni açılmış değirmen taşı.

Dokanmak : Dokunmak.

Karşılaşmak : Karşı karşıya gelmek, rastlaşmak. İki sporcu veya iki takım yarışmak.

Karşılaşma : Karşılaşmak işi. İki sporcu veya iki takım arasında, karşılıklı olarak kazanmak amacıyla yapılmış olan yarışma, maç.

Hakkında : İlgili olarak, üzerine.

Çekinme : Çekinmek işi.

Tutar : Nicelik bakımından bir şeyin bütünü. Para miktarı, meblağ.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Hakkı : Doğrulukla, hakla ve adaletle ilgili.

Çekin : Meşe ağaçlarında olan iri bir çeşit meyve. Bağ çubuklarının açılmak üzere bulunan gözlerini bitten korumak için kullanılan ökse. Omuz. Öğeciğin ağırlığını veren artı yüklü özek taneciği. A kütle numarası, Z öğecik numarası ve çekirdeksel erkesi ile belirlenen bir öğecik çekirdeği ya da belirli bir yerdeşi.

 

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Engel : Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.

Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

Çalış : Çalma işi.

Ezmek : Üstüne basarak veya bir şey arasına sıkıştırarak yassılaştırmak, biçimini değiştirmek. Üzmek, sıkıntıya sokmak. Harcamak. Ağır bir şey, başka bir şeyin üzerinden geçmek, çiğnemek. Yenmek, sindirmek. Sıvı içinde bastırıp karıştırarak eritmek. Dayanıklılığını aşacak derecede çalıştırarak yormak.

Tuta : 1.Karadut. 2.El ile meyve toplama işi ya da el ile toplanmış meyve : Bu elmalar tuta mıdır?. Meyveleri elle toplama. [Bakınız: duta]. [Bakınız: dutarık].

Gere : Meyve dallarını eğmek ya da davarları yakalamak için kullanılan ucu çengelli uzun sırık. Geniş. Ağız kavgası, çekişme.

Biri : Bir tanesi. Bilinmeyen bir kimse.

Hakk : Hak. Hak, hisse.

Diğer dillerde Dişdibi doğrusu anlamı nedir?

Osmanlıca Dişdibi doğrusu : dişdibi doğrusu