Dondurulmuş ücret nedir, Dondurulmuş ücret ne demek

Dondurulmuş ücret; İktisat alanında kullanılan bir sözcüktür.

İktisat terim anlamı:

Enflasyonla mücadelede idari bir kararla belli bir süre için sabitlenmiş ücret.

Dondurulmuş ücret anlamı, tanımı

Dondurulmuş : Soğutucu aracılığıyla buzlu duruma getirilmiş. Değiştirilemez durumda tutulmuş. Beklemeye alınmış

Ücret : İş gücünün karşılığı olan para veya mal. Kiralanan veya satın alınan bir şey için ödenen para.

Enflasyon : Para şişkinliği. Pahalılık. Gereğinden fazla artış, şişkinlik.

Bir karar : Aynı durumunu koruyarak, belli durumunu değiştirmeden.

Mücadele : Birbirlerine isteklerini kabul ettirmek için iki taraf arasında yapılmış olan zorlu çaba, savaş. Herhangi bir amaca erişmek, bir kuvvete karşı koyabilmek için bir kişi veya topluluğun güçlü, sürekli çabası, savaşım.

Bir süre : Kısa bir müddet, bir müddet. Belirsiz bir müddet, bir müddet.

Karar : Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı. Değişmez olma. Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik. Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş. Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm. Bu yargıyı bildiren belge. Tam ölçüsünde, ne az ne çok.

Belli : Beli olan. Bilinmedik bir yanı olmayan, malum. Belirli, muayyen. Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr.

 

Sabit : Yerinden oynamayan, yerini değiştirmeyen, durağan. Değişmeyen, hep aynı kalan, önceden ayarlanmış. Gerçekliği tespit edilmiş, kanıtlanmış olan.

İdari : Yönetimsel.

Süre : Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet. Gelin giysisi yapılan bir çeşit kumaş : Sürenin arşınını iki kaymeye aldım. 1.Yüreklilik, yiğitlik. 2.Dayanıklılık : Şu adamın süresi yok. Arapça kökenli sûre: sure. Bir sesin çıkarılmasına verilen zaman. müddet. Tecimsel belgitlerin sayışımlarındaki paraların ödenmeleri için saptanan gün. Bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için gösterilen süre. [Bakınız: gösterim süresi]. [Bakınız: yayın süresi].

Kara : Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. Kötü, uğursuz, sıkıntılı. Yüz kızartıcı durum, leke. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. Esmer. Bu renkte olan. İftira.

Sabi : Küçük çocuk.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Dondurulmuş ücret anlamı nedir?

İngilizce'de Dondurulmuş ücret ne demek ? : frozen wage