Donuşmuş öğe nedir, Donuşmuş öğe ne demek

Donuşmuş öğe; Dil Bilimi alanında kullanılan bir sözcüktür.

Teknik terim anlamı:

Dilde artık bağımsız bir varlığı, kendi başına bir kuruluşu, bir1 evrimi olmıyan bir çeşit ölü kelime (DONUŞMA, Fixation); "Süngü tepreşmesin" deyiminde geçen ve kemik anlamına gelen Sünk gibi.

Donuşmuş öğe kısaca anlamı, tanımı

Donu : Doğru

Öğe : Anne. Üvey. Bir veri kümesinin öğesi, örn.bir kütük, tutanak adı verilen belli bir sayıda öğeden oluşur, bir tutanak da başka öğelerden oluşur. [Bakınız: kimyasal öğe]. Matematiksel bir dizgeyi oluşturan nesnelerden her biri (örn. Bir dizeyin yan ve dik sıralarını oluşturan her bir sayı; bir öbeği oluşturan her bir işler, vb.). Kimyasal yollarla daha yalın özdeklere bozunamayan özdek. Bir kümeyi oluşturan nesnelerin her biri. Bir halkbilim olay ya da ürününün en küçük birimi, bk. örge, anakonu, örge tümgesi, örnek. Tek türdeki atomlardan oluşan ve olağan kimyasal yöntemlerle bozunmayan özdek. Bir kümeyi ya da bir bölüğü oluşturan nesnelerden her biri. Atomsal sayısı eş olan atomların oluşturduğu özdek. Bir dalgalığı oluşturan parçalardan her biri. Bir bileşiği oluşturan daha yalın kesimlerden her birine Yerilen genel ad. Bir bileşiğin yapı taşları ya da bir örüntüyü oluşturan bileşenlerden her biri. [Bakınız: Öge].

 

Kendi başına : Kimseye sormadan. Başkasının payı veya yardımı olmaksızın.

Ölü kelime : Bir dilin bütünüyle kullanımdan çıkmış olan kelimesi. EAT. dükeli "bütün", assı "fayda" (<asıg), karanu "karanlık" igen "pek", yarag "hazırlık", genez "kolay", kakı- "kızmak", eyit- "söylemek" ve benzerleri Bu kelimeleri bugünkü TT.'de artık bulamıyoruz.

Bağımsız : Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, özgür, hür. Müstakil. Bağımsız milletvekili. Herhangi bir kuruluşa, partiye bağlı olmayan kimse.

Kuruluş : Kurulma işi. Yapı, yapılış, bünye. Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı. Kasılma. Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis.

Başına : Yalnızca, Tek basma.

Tepreş : Ok atılan yay.

Kelime : Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük.

Kurulu : Kurulmuş olan, yerleşmiş, oturmuş.

Deyim : Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği, tabir.

Artık : İçildikten, yenildikten veya kullanıldıktan sonra geriye kalan. Daha çok, daha fazla. (a'rtık) Bundan böyle, bundan sonra. Bir şeyin harcandıktan veya kullanıldıktan sonra artan bölümü. Büyük ve tam aralıkların yarım ses artmış hâli.

Anlam : Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.

Başın : Başta, önce, en başta3 ilkin.

Bağım : Bir şeyin veya bir kimsenin gücü ve etkisi altında bulunma durumu.

 

Evrim : Zaman içinde birdenbire olmayan, kesintisiz, niteliksel ve niceliksel gelişme süreci. Bir canlıyı ötekilerden ayırt eden biçimsel ve yapısal karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir dizi değişme olayı, tekâmül. Canlının tür olarak gelişmesi, bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları. Evolüsyon. Basamak basamak oluşan ya da art arda ve sürekli olarak gerçekleşen değişme. Bir yasaya uygun olarak doğada ya da toplumda görülen dönüşüm. Aşamalı, oldukça yavaş, bir yönlü dönüşümler dizisi. Belli bir doğrultuda gelişip ilerleme; canlıların, yıldızların gelişimi. Canlının tür olarak gelişmesi, bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları, evolüsyon. Bir olgunun gelişmesindeki niceliksel değişmeler. Hem niceliksel hem de niteliksel değişmeleri içine alan devinim olgusu, bk. gelişme. Canlının tür olarak gelişmesi, bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişim olayları, evolüsyon. Ağır ağır ve kendiliğinden oluşan değişim.

Kelim : Eğri boynuzlu koç, keçi.

Süngü : Tüfek namlusunun ucuna takılan küçük kılıç biçiminde delici silah. Mezar başına nişan olarak dikilen sırık. Isıtma kazanında kömürün karıştırılmasını sağlayan demir çubuk. Kavlakları düşürmek için kullanılan sivri uçlu, uzun çelik çubuk. Ucunda ıslak bez bulunan, fırındaki kızgın külleri süpürmeye yarayan sırık. Ense. Isıtma kazanında kömürün karıştırılmasını sağlıyan demir çubuk. Eski meddahlarda kendilerini korumak için bulunan büyük kama. Bu süngüye elif de denirdi. [Bakınız: sürgü].

Kurul : Bir işi yapmak, yönetmek veya bir kurum ve kuruluşu temsil etmek için görevlendirilmiş kişilerden oluşmuş topluluk, heyet, konsey, asamble.

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

Diğer dillerde Donuşmuş öğe anlamı nedir?

Fransızca'da Donuşmuş öğe nedir ? : elément fixé ou figé