Ekti ekti konuşmak nedir, Ekti ekti konuşmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Küçük çocuklar büyükler gibi her şeye akıl erdirerek konuşmak.

Ekti ekti konuşmak kısaca anlamı, tanımı

Ekti : Her yiyeceği canı çeken. Anası ve babası olmayan veya atılmış, bırakılmış çocuk. Anası ölüp başka bir koyuna alıştırılan veya elle beslenen (kuzu). Arsız, yüzsüz, görgüsüz. Cimri. Asalak

Konu : Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje. Üzerinde konuşulan şey, bahis.

Konuş : Konma işi. Konum. Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.

Konuşma : Konuşmak işi. Görüşme, danışma, müzakere. Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılmış olan söyleşi, konferans.

Konuşmak : Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak. Flört etmek. Becermek, uzman gibi yapabilmek. Şık ve zarif görünmek. Belli bir konudan söz etmek. Dargın bulunmamak. Söylev vermek, konuşma yapmak. Konuşma dili olarak kullanmak. Bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek. Geçerli olmak, etkin olmak. Düşüncesini herhangi bir araç kullanarak anlatmak. Oyuncak, hayvan vb. konuşmaya benzeyen birtakım sesler çıkarmak. İlişki kurmak ya da ilişkiyi sürdürmek. Gizli bir şeyi açığa vurmak, ele vermek.

 

Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Çocuk : Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.

Erdi : Başakları olgunlaşmış ekin. Amacına ulaşan, erişen. Olgun. Ermiş, veli.

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Çocu : Çocuğu.

Gibi : -e benzer. İmişçesine, benzer biçimde. O anda, tam o sırada, hemen arkasından. -e yakışır biçimde.

Akıl : Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us. Öğüt, salık verilen yol. Düşünce, kanı. Bellek.

Büyü : Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.

Her : Önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak biçimde genelleştiren söz.

Diğer dillerde Ektazi anlamı nedir?

İngilizce'de Ektazi ne demek ? : ectasia, ectasis, ectasy