Eritma dozu nedir, Eritma dozu ne demek

Eritma dozu; Nükleer Enerji alanında kullanılan bir terimdir.

Teknik terim anlamı:

Derinin akut olarak ışınımlanmasından 30 gün sonra, deri üzerinde önce kızarıklığa, daha sonra pigment oluşumuna neden olan soğrulmuş doz.

Eritma dozu kısaca anlamı, tanımı

Soğrulmuş doz : İyonlaştırıcı ışınımla maddeye aktarılan ortalama enerji de'nin, bu maddenin kütlesi olan dm'ye oranı (D). D=de/dm Soğrulmuş doz SI birimi "joule" olup, gray (Gy) ile belirtilir. Eski birim rad idi.1Gy=1J.kg¯¹ = 100 rad

Işınımlanma : (bir yüzeyin bir noktasında) Işınımlılığın, süresiyle çarpımı. bk. aydınlarıma. İyonlaştırıcı ışınımın etkisi altında kalma.

Üzerinde : Üstünde. ile ilgili, üzerine.

Pigment : Boyar madde.

Kızarık : Kızarmış.

Işınım : Işın veya tanecik yayımı, ışıma, radyasyon. Isının, bir kaynaktan ışın ve dalga hareketi yoluyla yayılması, ışıma, radyasyon. Uzayda yayılan bir dalgayı oluşturan ögelerin bütünü, ışıma, radyasyon. Bir enerjinin ışık demeti durumunda yayılması, ışıma, radyasyon.

Oluşum : Oluşma işi, teşekkül, teşkil. Katman, kütle, gök cismi vb.nin biçimlenme süreci.

Pigme : Boy ortalaması 150 santimetrenin altında olan Afrika kökenli bir zenci topluluğun bireyi.

Sonra : Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı. Arkadan gelen bölüm ya da zaman. Daha uzak ve ileri bir yerde. Yoksa, aksi hâlde. Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz.

 

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Neden : Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; niçin. Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet. Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep.

Derin : Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan. Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan. Yoğun. Dip. Uzun süren. İçten gelen. Ayrıntılı. Yüzeyden içeri inen.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Olar : Onlar. Onlar (III. çokluk şahıs zamiri).

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Işın : Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti, şua. Işın etkin özdeklerin saçtıkları alfa, beta, gama ışınlarından her biri. Bir noktadan çıkıp sonsuza giden yarım doğrulardan her biri. Belli bir doğrultuda giden tanecikler ya da erke demeti. Isı ya da ışık erkesinin yayılma doğrultusunu gösteren çizgi. Bir çemberin ya da bir yuvarın özeğinden dışa doğru uzanan çizgilerden her biri. [Bakınız: ışık ışını]. Belli bir doğrultuda,giden parçacıklar ya da erke demeti. Bir doğru üzerindeki bir P noktası ile söz konusu doğru üzerinde P nin bir yanında kalan tüm noktaların oluşturduğu küme. Anlamdaş. yandoğru. Herhangi bir ışınım kaynağından çıkarak herhangi bir yöne giden bir ışınımın izlediği doğru. Bu ışınımın kendisi. Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne dağılıp giden ışık demeti.

 

Nede : Nerede. Nerede?.

Önce : İlk olarak, başlangıçta, sonra karşıtı.

Daha : Henüz. Bunun dışında. Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz. Var olana, elde bulunana ek olarak.

Akut : İveğen.

Diğer dillerde Eritma dozu anlamı nedir?

İngilizce'de Eritma dozu ne demek ? : erythema dose