Faça nedir, Faça ne demek
Faça; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de argo olarak kullanılır. kökeni italyanca dilinden gelmektedir.
- İskambil destesinin en altındaki kâğıt.
- Giysi.
- Yüz, çehre, surat

- Yüklü geminin bordasındaki su düzeyi ile boş geminin bordasındaki su düzeyi arasında kalan bölüm.
Faça hakkında bilgiler
Faça, yüklü geminin bordasındaki su düzeyi ile boş geminin bordasındaki su düzeyi arasında kalan bölüm.
Faça etmek: Serenleri başa veya geriye doğru çevirerek yelkenleri sarmak.
Faça tanımı, anlamı:
Yüklü : Çok fazla, pek çok. Gebe. Çok sarhoş. Bir duyguyu, bir olguyu içinde veya üzerinde fazlaca bulunduran. Paralı, varlıklı. Yapılacak işi çok olan. Yükü olan. Çok çalışmayı gerektiren.
Gemi : Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt, sefine.
Borda : Geminin veya kayığın yanı, alabanda karşıtı.
Düzey : Bir nesnenin, bir kimsenin başka nesnelere veya kimselere göre olan değer ve yücelik derecesi, seviye. Bir yüzeyin veya bir noktanın yüksekliğindeki yatay sınır, seviye. Bir kursun basamaklarından her biri, kur.
Kalan : Bölme işleminde bölünenden artan sayı. Artan, mütebaki. Bir çıkarmanın sonucu. Kalma işini yapan.
Bölüm : Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Çağ, devir. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.
Faça etmek : Serenleri başa veya geriye doğru çevirerek yelkenleri sarmak.
Façasını almak : Birini mahcup etmek, bozmak.
Façası olmak : Havalı, gösterişli olmak.
Façalı : Havalı, gösterişli.
İskambil : Bir yüzünde sayılar veya resimler bulunan, çeşitli oyunlar oynamaya yarayan kart, oyun kâğıdı. Bu kartların 52 tanesinden oluşan deste. Bu kart destesiyle oynanan oyun.
Deste : Kılıç, bıçak vb.nin elle tutulacak yeri. Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları derecelerden biri. Elli iki karttan oluşan iskambil kâğıdı. Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam. Aynı cinsten onluk bir küme.
Altın : Üstün nitelikli, değerli. Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Altından yapılmış sikke. Bu elementten yapılmış.
Surat : Yüz. Somurtkanlık, asık yüzlülük. Soğuk davranma.
Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.
Yelken : Yelkenli. Rüzgâr gücünden yararlanarak geniş bir yüzey oluşturacak biçimde yan yana dikilen ve teknenin direğine uygun bir biçimde takılarak onu hareket ettiren kumaş veya şeritlerin tümü.
Sarmak : Hoşuna gitmek, zevkini okşamak. Saldırmak, hücum etmek. Yayılıp etkisi altına almak, kaplamak. Dolayında yer almak. Şerit, ip vb. şeyler dolaşmak. Bir şeyi başka bir şeyin içine koyup onunla kaplamak. Yumak yapmak. Kucaklamak. Kuşatmak, çevirmek, ihata etmek. Çevresini çevirmek, çepeçevre dolanmak, çevrelemek. Örtmek. Sözle saldırmak, tedirgin etmek. Sarılıp tırmanmak. Kâğıt veya bir bitki yaprağıyla dürmek. Taşıt tırmanmak, yükseğe doğru çıkmak. Bir görev veya işin yerine getirilmesini başkasına yüklemek.
En : Başına geldiği sıfatların üstün derecede olduğunu gösteren kelime. Hayvanlara veya eşyaya vurulan damga, işaret. Bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, genişlik, boy, uzunluk karşıtı.
Yüz : Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret. Utanma. Kesici araçlarda ağız. Kere, kat vb. kelimeler ile birlikte kullanılarak yapılmış olan işin çokluğunu abartılı bir biçimde anlatan söz. Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü. Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş. Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı. Yorgana ve yastığa geçirilen kılıf. Yan, taraf. On kere on, doksan dokuzdan bir artık. Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat. Bir yapının dışa bakan düşey yüzeylerinin her biri. Bu sayıyı gösteren 100 ve C rakamlarının adı. Nedeniyle, sebebiyle. Yüzey.
Çehre : Pamuk, yün, ipek vb.ni eğirip iplik durumuna getirmeye yarar araç, iğ.
Façasını almak : birini mahcup etmek, bozmak.
Diğer dillerde Faça anlamı nedir?
İngilizce'de Faça ne demek? : [FACA] n. skiver; gaff; knife, table knife
v. make, cause, create; do, effect; fulfill; manufacture
Almanca'da Faça : das Gesicht, die Kleidung
Rusça'da Faça : n. образина (F), рожа (F), харя (F), одежда (F)

Bu kısımda Faça nedir? Faça ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Faça tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Faça hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.