Geleneksel portföy kuramı nedir, Geleneksel portföy kuramı ne demek

Geleneksel portföy kuramı; İktisat alanında kullanılan bir kelimedir.

İktisat terim anlamı:

Yatırım araçlarının beklenen getirileri aynı yönde hareket etmeyeceğinden, tek bir yatırım aracının riskinin toplam riskten daha yüksek olacağı ilkesinden hareketle, bireylerin sezgi ve tercihleriyle yatırım araçlarının sayısını artırarak bir portföy oluşturacaklarını ileri süren portföy kuramı. karşılığı modern portföy kuramı.

Geleneksel portföy kuramı kısaca anlamı, tanımı

Port : Taranan yünün işe yaramayan bölümü. Kırkılan koyunun ayaklarının üstünde süs olarak bırakılan tüyler. Bozuk : Ben oynamıyorum, elim port. Küt, sivriliği gitmiş

Portföy kuramı : Rasyonel yatırımcının daha fazla riski ancak daha fazla getiri karşılığında göze alacağını ve belli bir risk düzeyindeki portföylerden daha fazla getirisi olanının tercih edileceğini ileri süren kuram. karşılığı geleneksel portföy kuramı, modern portföy kuramı.

Gele : Tavla oyununda elinde kırık taşı bulunan oyuncunun attığı, uygun olmayan zar.

Gelen : Gelme işini yapan (kimse ya da nesne). Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).

Gelenek : Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar, anane, tradisyon.

 

Geleneksel : Geleneğe dayanan, gelenekle ilgili olan, ananevi, tradisyonel.

Kura : İki veya daha çok aday arasında bir sıralama, bir ayırma yapılacağı zaman her birinde bir tek ad yazılı kâğıtları bir araya getirip karıştırdıktan sonra birini çekerek veya özel bir bilgisayar yazılımıyla adları belirleme, ad çekme. Kime veya neye isabet edeceği önceden belli olmayan bir çekimle sonucu belirleme.

Kuram : Uygulamalardan bağımsız olarak ele alınan soyut bilgi. Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar, yasalar bütünü, nazariye, teori. Belirli bir konudaki düşüncelerin, görüşlerin bütünü.

Portföy : Banka, simsar veya bir aracı kuruluşun kendi elinde tuttuğu, istediği gibi tasarruf ettiği menkul değerler toplamı.

Modern portföy kuramı : Bir portföyde belirli bir risk düzeyinde ençok getiri oranının nasıl elde edileceğini bireysel sezgilerle belirlenen yatırım aracı sayısı ile değil, nesnel hesaplamalarla ortaya konulan etkin sınır ile açıklayan ve ilk kez 1952 yılında Henry Markowitz tarafından ortaya atılan daha sonra Sharpe, Tobin ve Fama tarafından geliştirilen kuram.

Beklenen getiri : Herhangi bir varlıktan risk altında belli bir dönem sonra sağlanacak getiri. Getirilerin, elde edilme olasılıklarıyla ağırlıklandırılmış toplamı.

Yatırım : Yatırma işi. Bir çıkar veya kazanç sağlamak için yapılmış olan davranış. Millî ekonominin veya bir ticaret kuruluşunun üretim ve hizmet gücünü artırıcı nitelikte olan aktif değerlerine yapılmış olan yeni eklemeler, envestisman. Parayı, gelir getirici, taşınır veya taşınmaz bir mala yatırma, mevduat, plasman.

 

Hareket : Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Vücudu oynatma, kıpırdatma ya da kımıldanma. Deprem. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Yola çıkma. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Davranış, tutum. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Devinim. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi.

Yüksek : Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı. Yukarıda, üst tarafta olan yer. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan. Normal değerlerin üstünde olan. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan. Güçlü, şiddetli. Derece ya da makamı bakımından üstün. Erdemli, faziletli. Etkili.

Modern : Çağdaş. Çağcıl.

Hareke : Arap alfabesiyle yazılmış metinlerde üstüne ve altına konulduğu ünsüzlerin birer ünlü ile okunmasını sağlayan işaret.

Tercih : Yeğleme.

Yatırı : Yıkılmış, kesilmiş, kuru kütük. Eğimli.

Getiri : Faiz. Yarar. Kazanç.

Diğer dillerde Geleneksel portföy kuramı anlamı nedir?

İngilizce'de Geleneksel portföy kuramı ne demek ? : traditional portfolio theory