Hücre yutağı nedir, Hücre yutağı ne demek

Hücre yutağı; Biyoloji, Veteriner, Zooloji alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Biyoloji'deki anlamı:

Bazı bir hücrelilerde ağızdan iç plâzmaya doğru uzanan tüp biçiminde bir yapı. Sitofarinks.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Kimi tek hücrelilerde ağızdan iç plazmaya doğru uzanan tüp biçimindeki yapı, sitofarenks.

Zooloji'deki anlamı:

[Bakınız: göze yutağı].

Hücre yutağı tanımı, anlamı

Hücre : İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. Küçük oda. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk

Bir hücreliler : Canlıların Protista âlemindendir. Daima bir hücreden yapılmış, vücudun bölünmesi ya da tomurcuklanmasıyla çoğalan, seyrek olarak yüksek yapılı hayvanlardaki döllenmeye benzeyen bir birleşme görülen, genel olarak gözle görülemeyecek kadar küçük olan, toprakta, tatlı su ve denizlerde yaşayan, bazıları asalak olup hastalık yapan, çok çeşitli biçimli, serbest ya da kendilerini bir yere bağlayarak yaşayan, bazısı kamçı, kirpik ya da yalancı ayak yardımı ile hareket eden, kamçılılar (Flagellata), kök ayaklılar (Rhizopoda), sporlular (Sporozoa), kirpikliler (Ciliata) olmak üzere dört sınıfa ayrılan Protozoonlardır. Daima bir hücreden yapılmış, vücudun bölünmesi veya tomurcuklanmasıyla çoğalan, nadir olarak yüksek yapılı hayvanlardaki döllenmeye benzeyen bir birleşme görülen, genel olarak mikroskobik olan taksonomik bir grup.

 

Göze yutağı : (karşılık: sitofarinks), Bazı birgözeli hayvanlarda ağızdan dış-plâzmaya doğru uzanan tüp biçiminde bir yapı.

Sitofarenks : Hücre yutağı.

Sitofarinks : [Bakınız: hücre yutağı]. [Bakınız: göze yutağı].

Bir hücreli : Yapısı tek bir hücreden oluşan (hayvan veya bitki), bir gözeli, tek hücreli.

Tek hücreli : Bir hücreli.

İç plazma : Bir hücreli canlılarda protoplazmanın merkez bölümü.

Ağızdan : Sözlü olarak. Ağız yoluyla.

Hücreli : Hücresi olan.

Plazma : Kanda alyuvarlarla akyuvarların içinde bulunduğu sıvı. Elektrik yükü yansız olan gaz moleküllerinden, pozitif iyonlardan ve negatif elektronlardan oluşan akışkan. Dolaşan kan, lenf ve hemolenfin sıvı kısmı. Protoplazma, sitoplazma. Atomları ve molekülleri tüm olarak ya da kısmen iyonlaşmış gaz. Son yıllarda yıldızlararası gazın ve yıldız gazyuvarları içindeki gazın plazma olduğu kabul edilmektedir. Bir elektrik boşalımında veya çok sıcak bir çekirdek işlemi içinde iyonlar, atomlar ve elektronların oluşturduğu iletken bir gaz ortamı. Bir gazı, elektrik arkından geçirerek elde edilen iyonlaşmış ışıklı gaz. Kan, lenf ve hemolenfin sıvı kısmı. Dolaşan kanın birçok organik, inorganik ve iyon taşınmasında rol alan sıvı kısmı, vücut dışına alınan pıhtılaşması önlenmiş biçimli elemanları çöktürülmüş olan kanın sıvı kısmı, kan plazması. Lenfin sıvı kısmı. Merhem hazırlamada kullanılan bir nişasta gliseriti. [Bakınız: protoplazma]. Bir gazın çok yüksek ısıda kısmen ya da tamamen iyonlaştırılmasıyla elde edilen ve nükleer füzyonda kullanılan akışkan madde.

 

Biçim : Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.

Doğru : Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yakın, yakınlarında. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Gerçek, hakikat. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Gerçek, yalan olmayan. Karşı yönünce. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.

Uzan : Uzun.

Kimi : Birtakımı, bazısı, kimisi. Bazı.

Biçi : Erkek çocuk.

Ağız : Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

Göze : Hücre. Su kaynağı.

Diğer dillerde Hücre yutağı anlamı nedir?

İngilizce'de Hücre yutağı ne demek ? : cytopharynx