Heyiklemek nedir, Heyiklemek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Hayvan korkarak kulak kabartmak, kuşkulanmak.

Çevreyi kollamak, gözlemek.

Heyiklemek anlamı, kısaca tanımı

Heyik : Yayla

Kuşkulanmak : Kuşku içinde bulunmak, kuşku duymak, şüphelenmek.

Kuşkulanma : Kuşkulanmak işi, şüphelenme.

Kabartmak : Kabarmasını sağlamak, kabarmasına yol açmak. Toprağı tırmık, çapa vb. bir araçla karıştırmak, altüst etmek, yumuşatmak.

Kabartma : Kabartmak işi. Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılmış olan eser, rölyef. Bir biçimin veya bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı. Kabartılarak yapılan.

Kollamak : Olmasını, ortaya çıkmasını beklemek, gözetmek. Göz önünde tutmak, gözlemek. Korumak, gözetmek.

Gözlemek : Bir şeyin olmasını veya bir kimsenin gelmesini beklemek, intizar etmek. Korumak, kollamak. İncelemek, araştırmak. Dikkatle bakmak, gözlemlemek, tarassut etmek. Gizlice bakmak, gözetlemek.

Gözleme : Gözlemek işi, tarassut. İçine peynir, kıyma, patates vb. konularak yufkadan hazırlanan, sacda veya yağda kızartılan bir hamur işi, dürme. Özel araçlarla inceleme. Meralarda yağışın toprakla tutulması ve yem üretiminin artırılması amacıyla 40-50 santimetre aralıklarla 15-20 santimetre çapında ve 7-8 santimetre derinliğinde çukurlar açılması.

 

Kollama : Kollamak işi.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Kabart : Suç.

Gözlem : Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi, müşahede. İnceleme sonucu elde edilen değer, müşahede. Bir gök cismini, bir gök olayını çıplak gözle veya bir araç yardımıyla izleyerek görülen değerleri tespit etme işlemi, rasat. Çeşitli araç ve gereçlerin yardımıyla olayların sebeplerini bilmek için uygulanan bilimsel yöntem. Bir yazı veya eseri yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi.

Kabar : Yanık, kabarmış yara. Su kabarcığı. Süs eşyası.

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Kulak : Başın her iki yanında bulunan işitme organı. Saban kulağı. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri. Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü. Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri. Varlıklı Rus köylüsü. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği.

Çevre : Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.

 

Kuşku : Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık, kuruntu, işkil, şüphe, acaba, şek. Başkalarının iyi niyet ve amaçlarını kötüye yorarak işkillenme duygusu.

Kork : Bostan korkuluğu.

Kula : Gövdesi sarı veya kirli sarı renkte, yele, kuyruk ve bacağın alt kısmındaki kılların koyu renkte olduğu at donu. Bu renkte olan (at). Manisa iline bağlı ilçelerden biri.

Kaba : Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı. Taneleri iri. Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer. Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü. Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse). Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli.

Diğer dillerde Heyecansal özürlüler anlamı nedir?

İngilizce'de Heyecansal özürlüler ne demek ? : emotionally disturbed children