Karşılıklı çıkar kuralı nedir, Karşılıklı çıkar kuralı ne demek

Karşılıklı çıkar kuralı; Gümrük alanında kullanılan bir terimdir.

Teknik terim anlamı:

Bildirmelik görüşmelerinde, alınıp verilecek ödünlerin her iki yan ülkenin tecim çıkarlarına uygun düşmesi gereği.

Karşılıklı çıkar kuralı anlamı, tanımı

Çıka : Kız çocuğu. Yaramaz çocuk

Çıkar : Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Karşılık : Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel. Cevap, yanıt. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz.

Karşılıklı : İki kişi veya iki topluluğun arasında geçen ve karşılaşılan harekete eş değer bir hareketle beliren, mütekabil. Birbirine karşı bulunan. Birbiriyle ilgili olarak. Birbirlerine karşı bir biçimde.

Kura : İki veya daha çok aday arasında bir sıralama, bir ayırma yapılacağı zaman her birinde bir tek ad yazılı kâğıtları bir araya getirip karıştırdıktan sonra birini çekerek veya özel bir bilgisayar yazılımıyla adları belirleme, ad çekme. Kime veya neye isabet edeceği önceden belli olmayan bir çekimle sonucu belirleme.

 

Kural : Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam. Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke.

Kuralı : Kurasını çekmiş, askere gitmeyi bekleyen (asker).

Bildirme : Bildirmek işi, beyan, tebliğ.

Görüşme : Görüşmek işi, mülakat, müzakere.

Bildir : Geçen yıl.

Gereği : Pazar.

Tecim : Ticaret.

Ülken : “Senin yurdun, senin vatanın” anlamında kullanılan bir isim”.

Uygun : Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Orantılı, oranlı. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.

Düşme : Düşmek işi.

Görüş : Görme işi. Cezaevi veya hastanedeki birine yapılmış olan ziyaret. Gözle bir şeyi algılama yetisi. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir.

Gere : Meyve dallarını eğmek ya da davarları yakalamak için kullanılan ucu çengelli uzun sırık. Geniş. Ağız kavgası, çekişme.

Ödün : Uzlaşmaya varabilmek için hak, istek veya savlarının bir bölümünden, karşı taraf yararına vazgeçme, ödünleme, ivaz, taviz. Bir ülkenin yaptığı anlaşma ile, başka ülke ya da ülkelerin mallarına uygulanacak bildirmelik yönünden tanıdığı ayrıcalık.

Diğer dillerde Karşılıklı çıkar kuralı anlamı nedir?

İngilizce'de Karşılıklı çıkar kuralı ne demek ? : mutually advantegous basis