Karşılıklı ödünsüzlük ilkesi nedir, Karşılıklı ödünsüzlük ilkesi ne demek

Karşılıklı ödünsüzlük ilkesi; İktisat alanında kullanılan bir kelimedir.

İktisat terim anlamı:

Gelişmiş ülkelerin az gelişmiş ülkelerden tarifeleri veya diğer dış ticaret engellerini azaltmalarını veya kaldırmalarını isteyememe ilkesi.

Karşılıklı ödünsüzlük ilkesi kısaca anlamı, tanımı

Ödün : Uzlaşmaya varabilmek için hak, istek veya savlarının bir bölümünden, karşı taraf yararına vazgeçme, ödünleme, ivaz, taviz. Bir ülkenin yaptığı anlaşma ile, başka ülke ya da ülkelerin mallarına uygulanacak bildirmelik yönünden tanıdığı ayrıcalık

İlke : Temel düşünce, temel inanç, umde, prensip. Davranış kuralı. Her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül, mebde, umde, prensip. Öge, unsur. Temel bilgi.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Karşılık : Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel. Cevap, yanıt. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz.

 

Karşılıklı : İki kişi veya iki topluluğun arasında geçen ve karşılaşılan harekete eş değer bir hareketle beliren, mütekabil. Birbirine karşı bulunan. Birbiriyle ilgili olarak. Birbirlerine karşı bir biçimde.

Ödünsüz : Ödün niteliğinde olmayan, ödün vermeksizin yapılan, ivazsız, tavizsiz. Ödün vermeyen (kimse).

Ödünsüzlük : Ödünsüz olma durumu, ivazsızlık.

Gelişmiş ülkeler : İktisadi kalkınmalarını tamamlamış, üretimin ileri teknolojiyle gerçekleştirildiği, yaşam standardının ve kişi başına gelirin yüksek olduğu ve özellikle sanayileşmiş ülkelerden ülkeler grubu. karşılığı birinci dünya ülkeleri.

Dış ticaret : Bir devletin yabancı devletlerle yaptığı alışveriş, ithalat ve ihracatın tamamı.

Az gelişmiş : Gelişmesi gecikmiş olan. Eğitim düzeyi düşük kalmış, üretimi genel olarak ilkel tarıma dayanan, doğal kaynaklarını gereğince değerlendiremeyen (ülke).

Gelişmiş : Gelişme gösteren, ümranlı.

Kaldırma : Kaldırmak işi.

Azaltma : Azaltmak işi.

Ticaret : Ürün, mal vb. alım satımı. Alışveriş sonucu elde edilen, yararlanılan fiyat farkı, kâr. Bu etkinlikle ilgili bilim. Kazanç amacıyla yürütülen alım satım etkinliği.

Tarife : Fiyat gösteren çizelge. Taşıtların gidiş geliş zamanlarını gösteren çizelge. Tanıtmalık.

Diğer : Başka, özge, öteki, öbür.

Geliş : Gelme işi.

Engel : Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.

 

Tarif : Tanım. Bir işin yapılış yöntemini açıklama ve belirtme. Bir şeyin bulunduğu yeri, çevre ile ilgisini belirterek açıklama.

Tari : Tarih. Tanrı.

Diğer dillerde Karşılıklı ödünsüzlük ilkesi anlamı nedir?

İngilizce'de Karşılıklı ödünsüzlük ilkesi ne demek ? : non-reciprocity principle