Katıklamak nedir, Katıklamak ne demek

  • Katık etmek
  • Çorbayı yoğurtlamak.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Az az yemek.

Abartmak.

Dayanmak, sabretmek.

Çorbayı yoğurtlamak.

Eşcinsi ile cinsel ilişkide bulunmak (erkek için).

Katıklamak kısaca anlamı, tanımı

Katı : Sert, yumuşak karşıtı. Taşlık. Sıvıların ve gazların tersine, içinde bulunduğu kabın veya üstünde bulunduğu yerin biçimini almayan, sulp. Hoşgörüsüz, acımasız, merhametsiz, zalim. Düşünce ve davranışlarında belli ilkelere sıkı sıkıya bağlı olan. Çok, aşırı derecede

Katık : Ekmekle karın doyurmak gerektiğinde, ekmeğe katılan peynir, zeytin, helva vb. yiyecek. Yağı alınmış yoğurt, ayran.

Katıklama : Katıklamak işi.

Cinsel ilişki : Cinsi münasebet, penisin vajinaya girmesi sonucu spermanın boşaltılması.

Yoğurtlamak : Yoğurt katmak. Saçma sapan davranmaya başlamak.

Yoğurtlama : Yoğurtlamak işi. Kızartılmış patates, biber, kabak, patlıcan vb.nin yoğurtla karıştırılmasıyla hazırlanan bir yemek ütrü.

Sabretmek : Sabır göstermek, sabırlı davranmak.

Dayanmak : Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. Varmak, ulaşmak. Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek. Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. Yetişmek, yeter olmak. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak.

 

Abartmak : Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.

Sabretme : Sabretmek işi.

Bulunmak : Bulma işine konu olmak. Bir yerde olmak. Herhangi bir durumda olmak.

Bulunma : Bulunmak işi.

Dayanma : Dayanmak işi.

Abartma : Abartmak işi.

İlişki : İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas. Bağlantı, temas.

Yoğurt : Maya katılarak koyulaştırılmış beyaz, kıvamlı bir süt ürünü.

Cinsel : Cinsiyetle ilgili, cinsî, eşeysel, seksüel.

Az az : Yavaş yavaş. Küçük ölçülerle.

Yemek : Yemek yeme, karın doyurma işi. Kandırmak. Isırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yasal yoldan cezalandırılmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Başkasının parasını harcamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.

Erkek : Yetişkin adam, bay, er kişi. Sözüne güvenilir, mert. İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı. Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı. Koca. Sert, kolay bükülmez. Sperma oluşturan organizma.

Diğer dillerde Katıdan özütleme anlamı nedir?

İngilizce'de Katıdan özütleme ne demek ? : leaching