Kondrosit nedir, Kondrosit ne demek

Kondrosit; Biyoloji, Anatomi, Veteriner, Zooloji alanlarında kullanılan bir terimdir.

Biyoloji'deki anlamı:

[Bakınız: kıkırdak hücresi].

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Kıkırdak hücresi.

Zooloji'deki anlamı:

[Bakınız: kıkırdak gözesi].

Teknik terim anlamı:

Kıkırdak doku hücreleri.

Kondrosit hakkında bilgiler

Kondrosit, destek dokulardan biri olan kıkırdağın yapısını oluşturur. Ayrıca, kıkırdak dokunun temel bileşiğini kollajen adlı proteinin yapımından sorumlu hücrelerden biridir. Kulak kepçesi, burun, soluk borusu gibi organların yapısında bulunan bu hücreler dokulara esneklik ve sağlamlık kazandırır.

Kondrosit tanımı, anlamı

Kond : Koyun bacağından çıkan, hiç aşınmamış taze aşık kemiği

Kondros : Kıkırdak.

Kıkırdak hücresi : Bir matriks içine gömülü olan ve matriksin proteoglikanı ile kollagen ve elâstik tellerini salgılayan kıkırdak dokusunun esas hücresi. Kondrosit. Kıkırdak dokusunda tek tek veya izogen gruplar yapan, bölünüp çoğalarak temel madde, kollajen ve elastik ipliği sentezleyen lakuna içerisinde olgun hücre, kondrosit. [Bakınız: kıkırdak gözesi].

Kıkırdak gözesi : (karşılık: kondrosit), Kıkırdak dokusunun gözesi olup bolca bulunan göze-arası maddesi içinde dağınık olarak bulunur.

Kulak kepçesi : Kulağın sesi toplayarak orta kulağa göndermeye yarayan, yarım daire biçimindeki bölümü, sayvan.

 

Kıkırdak doku : Kemiklerin bağlantı yerlerinde bulunan, katı, esnek ve saydam doku.

Soluk borusu : Gırtlakla bronşlar arasında bulunan, yaklaşık 12 santimetre uzunluğunda, havanın akciğerlere girip çıkmasını sağlayan boru, nefes borusu.

Destek doku : Vücutta destek görevi gören bağ, kıkırdak ve kemik dokularına verilen ortak ad. Kalın çeperli, güçlü hücrelerden oluşmuş, bitkiye diklik, sertlik ve sağlamlık kazandıran doku.

Sağlamlık : Sağlam olma durumu.

Kollajen : Deri, kıkırdak, kemik, tendon ve ligament gibi bağ ve destek dokunun esas yapısını oluşturan ve üçlü heliks biçiminde fibröz yapıdaki protein. Hücreler arası maddede bulunan, prolin, hidroksiprolin ve glisin amino asitlerinden oluşan, üç polipeptit zincirinin üçlü sarmal biçiminde önce tropokollajen birimlerini bunlarında özel bir dizilişle polarize mikroskopla görülebilen çizgili bir yapı oluşturduğu, deride çeşitli yönlerde, tendonlarda aynı yönde uzanan fibriller biçiminde, bazal laminada tabaka biçiminde bulunabilen, tip I-V gibi gruplandırılan bir cins protein. Yara iyileşmesinde veya dikiş materyali olarak kullanılan, tendolardan elde edilen doğal materyal.

Esneklik : Esnek olma durumu, elastikiyet. Boya veya vernik filminin, pul pul kalkmadan ve çatlamadan boyanan yüzeyin hareketlerine uyum sağlaması.

Kıkırdak : Kemik kadar sert olmayan, dayanıklı, esnek, bükülgen, damarsız bağ dokusu. Kakırdık. Sığır ve danada, hayvanın göğüs boşluğunun arka tarafının alt bölümünde bulunan parça.

Protein : Canlı hücrelerin ana maddesini oluşturan, genel olarak sülfür, oksijen ve karbon ögeleri bulunan amino asit birleşiminden oluşmuş, yumurta akı, et, süt vb. yiyeceklerde bulunan, karmaşık yapılı doğal madde.

 

Sorumlu : Üstüne aldığı veya yaptığı işlerden dolayı hesap vermek zorunda olan, sorumluluk taşıyan (kimse), mesul.

Sağlam : Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil. Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli. Gerçek, inanılır bir temeli olan. (sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak. Zarar görmemiş, bozulmamış. Güvenilir.

Ayrıca : Ayrı olarak, başkaca, antrparantez. Bundan başka. Ayrı bir önem verilerek.

Destek : Bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda. Bir birlik için sağlanan yardım veya koruma. Üzerine bir şey oturtmaya, tutturmaya, koymaya yarar araç, bindi, hamil. Maddi ve manevi yardımcı, dayanak. Bir vektörü taşıyan sonsuz doğru. Kredi işlemlerinde her an sarf edilebilecek kredi. Yardım.

Hücre : İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. Küçük oda. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.

Soluk : Akciğerlere çekilen, akciğerlerden atılan hava, nefes. Parlaklığını, gücünü yitirmiş (ışık). Rengi kaybolmuş, matlaşmış (nesne). Rengi atmış olan, solmuş, uçuk. Tarz. Ciğerlere hava alıp verme.

Kazan : Çok miktarda yemek pişirmeye veya bir şey kaynatmaya yarayan büyük, derin kap. Ankara iline bağlı ilçelerden biri. Buhar makinelerinde, kalorifer tesisatında, suyun kaynatıldığı büyük derin kap.

Diğer dillerde Kondrosit anlamı nedir?

İngilizce'de Kondrosit ne demek ? : chondrocyte, chondrocyt