Make a move türkçesi Make a move nedir

  • Harekete geçmek.
  • Gitmek.
  • Kaçmak.
  • Atılım yapmak.
  • Hamle yapmak.
  • (bir yerden) gitmek veya ayrılmak.

Make a move ile ilgili cümleler

English: They're not going to make a move without Moustapha.
Turkish: Onlar Mustafa olmadan harekete geçmeyecekler.

English: Tom needs to make a move.
Turkish: Tom'un bir hamle yapması gerekiyor.

English: Come on, make a move!
Turkish: Haydi, hareketlenin!

Make a move ingilizcede ne demek, Make a move nerede nasıl kullanılır?

Make : Eylemek. Hesap etmek. Düzeltmek. Hazırlamak. Olmak. Çeşit. Yapı. Yapılış şekli. Meydana getirmek. Kapatmak (devreyi).

A : Amperin simgesi. La (müzik terimi). Belirli bir tür veya nitelikteki. Herhangi bir. Atom ağırlığı. (herhangi) bir. En yüksek not. İngiliz alfabesinin birinci harfi. Bir. Miktar belirtir.

Move : Devinmek. Hareket ettirmek. Kımıldatmak. Duygulandırmak. Veriyi ana bellekte bir yerden başka bir yere aktarma. Kıpırdatmak. Hareket. Kıpırdamak. Oynamak. Hareket etmek.

Make a backup : Yedeklemek.

Make a bargain : Anlaşmak. Anlaşmaya varmak. Mutabık kalmak. Bir işi bağlamak. Anlaşmak (pazarlık).

Make a bid : Çaba harcamak. Teklif geçmek. Pey sürmek. Teklif götürmek.

Make a bid for : Elde etmeye çalışmak. Uğraş vermek. Teşebbüste bulunmak. Kazanmaya çalışmak. (bir şeyi) kazanmaya çalışmak. Çaba harcamak. Kazanmak için girişimde bulunmak.

 

Make a bed : Yatak yapmak.

Make a blunder : Pot kırmak. Gaf yapmak. Falso yapmak. Baltayı taşa vurmak. Nane yemek.

Make a big stink : Olay çıkarmak. Kıyameti koparmak.

İngilizce Make a move Türkçe anlamı, Make a move eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Make a move ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Attacks : Hücum etmek. Dil uzatmak. Koyulmak. Uğraşmak. Yakalanmak. Girişmek. Saldırmak. Çatmak. Taarruz etmek. Aşındırmak.

Mobilised : Seferberlik. Seferber etmek. Seferber olmak. Hareketlendirmek. Akışkanlık kazandırmak. Tedavüle sokmak. Mobilize olmak. Silah altına almak. Harekete geçirmek.

Blow : Küfretmek. Sigorta atmak (elektrik). Darbe. Solumak. Harcamak. Su fışkırtmak (balina). Kaçırmak (fırsat). Soluk soluğa kalmak. Uçurmak. Esmek (rüzgar).

Absconding : Kanundan kaçmak. Kaçıp gizlenmek. Alacaklıdan kaçmak.

Spurt : Fışkırtmak. Çaba. Fışkırmak. İtaat etmemek. Atak. Olağanüstü çaba göstermek. Püskürmek. Davranmak. Olağanüstü çaba.

Gang up : Takım olmak. Birlik olmak. Birleştirmek.

Depart : Ayrılmak (uçak vb). Kalkmak. Vefat etmek. Hareket etmek. Ayrılmak. Yolundan sapmak. Yola çıkmak. Uzaklaşmak. Ölmek.

Mobilise : Mobilize olmak. Harekete geçirmek. Silah altına almak. Hareketlendirmek. Seferberlik. Seferber etmek. Akışkanlık kazandırmak. Seferber olmak. Tedavüle sokmak.

Energize : Enerji vermek. Enerji sarfetmek. Erkelendirmek. Kudret sarfetmek. Kudret vermek. Güç vermek. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Hayat bulmak. Bir tepkimeye girebilmelerini sağlamak için özdeciklerin erkesini artırmak.

 

Hit the deck : Yataktan fırlamak (argo terim). Hareketlenmek (argo terim). Yere yatmak (korunma amacıyla). Yataktan kalkmak.

Make a move synonyms : spurted, lunge, answer, energise, disembark, develop, lunges, avoid, bolt, lunged, energizes, bugger off, be off, beat a retreat, absquatulate, go into action, awake, blew, blow through, disembarking, bolted, bolts, betake oneself to, abscond from, ganged, absconds, ganging, be suitable, departs, get moving, attack, bleed off, spurting.