Mitel nedir, Mitel ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

[Bakınız: mitil].

Eski parçalardan doldurulmuş büyük minder.

Yüz geçirilmemiş yorgan, şilte, minder, yatak.

Yatak, eskimiş yüzsüz yatak.

Mitel tanımı, anlamı

Geçirilme : Geçirilmek işi

Yüzsüz : Yüzü olmayan. Utanmaz, sıkılmaz, çekinmez, arsız.

Yorgan : Yatakta örtünmeye yarayan, içi pamuk, yün vb. şeylerle doldurularak dikilmiş geniş örtü.

Parçal : Kesinti, ulak. Kalan, faiz: Niye paranın parçalını alıyı?.

Minder : İçi yumuşak bir malzeme ile doldurularak dikilen, oturmaya, yaslanmaya yarar şilte. Yer alıştırmalarında ve atlamalarda, düşmelerin sertliğini gidermek için kullanılan, deri veya kauçuktan yapılmış şilte. Güreş karşılaşmalarının üzerinde yapıldığı, en az 10 santimetre kalınlığında, 9 metre çapında bir çember çizilmiş olan, çaprazlama köşeleri kırmızı ve mavi renklerle belirlenmiş yaygı.

Geçiri : Vaktini geçirerek.

Yorga : Biniciyi sarsmayan at yürüyüşlerinden biri.

Şilte : Üstünde oturulan, yatılan, içi yünle, pamukla doldurulmuş döşek.

Yatak : Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek. Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılmış olan şilte. Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi. Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar. Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra. Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb. Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını. Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur. Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka. Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça. Bir şeyin çok bulunduğu yer. Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer. Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılmış olan yer.

 

Mitil : İçine yün, pamuk vb. doldurulan beyaz yastık veya yorgan kılıfı. İki yüzü beyaz kapsız yorgan.

Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan.

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

Parç : Şişman adam. Topraktan yapılmış yoğurt kabı. Emzikli testi, topraktan yapılmış ibrik. Bakır su tası. Bakır su tası, maşrapa. Su tası. Bakır su bardağı. (Başkışla Karaman Konya).

 

Yata : Yatağı.

Miti : Burun : Ağzı, mitisi ufacıktır. Çevrenin iyice göründüğü yüksekçe yer, tepe.

Geçi : Keçi. Makas. Oynatılan orta kadını. Kız. Avam, halk. Haddeleme işleminde, haddelenen parçaların haddelerden bir kez geçişi.

Şilt : Üzerine genellikle bir kurum veya kuruluşun adı, işareti kazınmış veya basılmış olan ve armağan olarak bir kimse veya takıma verilen levha, ergilik.

Büyü : Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.

Eski : Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı. Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz. Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan. Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan. Önceki, sabık. Geçerli olmayan. Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey.

Yüz : Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı. Nedeniyle, sebebiyle. Kere, kat vb. kelimeler ile birlikte kullanılarak yapılmış olan işin çokluğunu abartılı bir biçimde anlatan söz. Kesici araçlarda ağız. Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş. Bu sayıyı gösteren 100 ve C rakamlarının adı. Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret. Yorgana ve yastığa geçirilen kılıf. Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat. Yüzey. Utanma. Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü. On kere on, doksan dokuzdan bir artık. Yan, taraf. Bir yapının dışa bakan düşey yüzeylerinin her biri.

Diğer dillerde Mitchell düzeneği anlamı nedir?

İngilizce'de Mitchell düzeneği ne demek ? : mitchell mechanism