Musiki nedir, Musiki ne demek

Musiki; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Musiki" ile ilgili cümleler

  • "Şiirin musikisi demek, resmin musikisi demek gibi bir şeydir." - N. Ataç
  • "Musikisinde bir taraftan din / Bir taraftan bütün hayat akmış" - Y. K. Beyatlı

Musiki hakkında bilgiler

Müzik en genel tanımı ile sesin biçim ve anlamlı titreşimler kazanmış hâlidir. Başka bir deyiş ile de müzik, sesin ve sessizliğin belirli bir zaman aralığında ifade edildiği sanatsal bir formdur. Biçim ve titreşim içeren bir ses oluşumunda melodi olarak kabul görmesi için dinleyende duygulara yönelik etkileşim yapması da beklenmektedir. Tarihsel dönem, bölge, kültür ve kişisel beğenilere bağımlı olarak ele aldığında müzik teriminin tanımı önemli farklılık gösterebilmektedir. Özellikle 20. yüzyıl çağdaş Batı müziğinde ortaya çıkan çok farklı müzik akımları, ortak bir tanımı büyük ölçüde zorlaştırmaktadır. Bunun ötesinde, gittikçe daha fazla insanın erişme olanağı bulduğu farklı kültürlere ait yerel müzikler de bu tanımlama zorluğunu arttırmaktadır.

Tüm bu sebeplerden dolayı, müziğin tek bir tanımla açıklanması yerine farklı açılardan (sosyolojik, psikolojik, akustik, politik vb.) yapılmış olan birden fazla tanımla açıklanması yaygınlık kazanmıştır. Bir sosyoloğun müziğe olan yaklaşımıyla, bir akustik fizikçinin yaklaşımı arasında gerek tanım, gerek metodolojik olarak büyük farklılık vardır. Tüm bu yaklaşımlar müzikologlar ve müzik teorisyenleri tarafından araştırılır ve değerlendirilir.

 

Temel olarak dört ana unsurdan oluşur: Diklik, bir sesin ne kadar 'tiz' ya da 'pes' olduğunu ifade eder. Örneğin her nota ismi (Do, re, mi) farklı bir dikliğe sahiptir. Aynı nota isimleri de hangi oktavda bulunduklarına bağlı olarak farklı diklikleri hangi edebilirler. Akustik olarak birimi frekanstır.

Yoğunluk, bir sesin gürlüğünü ifade eder. Müzikte nüans olarak da kullanılır (forte, piano, fortessimo vb). Akustik olarak birimi desibeldir.

Musiki anlamı, tanımı:

Müzik : Bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınması. Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı, musiki.

Edvar musikisi : Alaturka klasik müzik.

Mehter musikisi : Mehter müziği.

Musikişinas : Müzikle uğraşan.

Dizi : Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı. Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma. Dizi film. Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri. Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü. Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra. Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra. Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler.

 

Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan.

Tanım : Bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirtme veya açıklama, tarif.

Biçim : Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Herhangi bir şeyin benzeri. Biçme işi. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.

Anlamlı : Anlamı olan, manalı. Gizli bir anlamı olan, düşündürücü, manidar. İçeriği olan.

Titreşim : Bir noktanın gözün göremeyeceği kadar kısaca kımıldanışı, ihtizaz. Küçük ve hızlı salınım, ihtizaz, vibrasyon, rezonans.

Kazan : Çok miktarda yemek pişirmeye veya bir şey kaynatmaya yarayan büyük, derin kap. Buhar makinelerinde, kalorifer tesisatında, suyun kaynatıldığı büyük derin kap. Ankara iline bağlı ilçelerden biri.

Hoş : Beğenilen, duyguları okşayan, zevk veren. Bununla birlikte. Beğenilen, duyguları okşayan bir biçimde.

Gelen : Gelme işini yapan (kimse veya nesne). Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).

Musiki söyleşileri : (Kar.):Hacivat ile Karagöz arasında alaturka musiki üzerine geçen konuşma.Hacivat bütün bilgisini ortaya dökerken Karagöz birşey anlamadığından bunlara karşılık gülünç sözler uydurur.

Diğer dillerde Musiki anlamı nedir?

İngilizce'de Musiki ne demek? : [Mushiki] n. music

Fransızca'da Musiki : musique [la]

Almanca'da Musiki : die Musik