Obturator felci nedir, Obturator felci ne demek

Obturator felci; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Bel bölgesinden çıkan ve for. obturatoratum’dan geçerek femurun mediyalindeki kasların ve özellikle m. obturatorius externus’u uyaran, arka ayakların yaklaştırılmasını sağlayan n. obturatorius’un ineklerde güç doğum sırasında travmaya maruz kalması sonucu ezilmesi veya felci.

Obturator felci kısaca anlamı, tanımı

Güç doğum : Doğum başlamasına rağmen, itme veya çekme gibi basit bir müdahalelerden ameliyat girişimine kadar değişen, değişik derecelerde yardım olmaksızın gerçekleşmeyen, ana veya yavrunun hayatlarını tehlikeye sokan doğumlar, distosya

Sırasında : Gerekince, yerinde ve zamanında.

Arka ayak : Hayvanlarda vücudun gerisinde bulunan ayaklardan her biri.

Sağlayan : Tekeffül eden, mütekeffil.

Özellik : Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik, hususiyet, hasiyet, hassa, mahsusluk, spesiyalite.

Sonucu : Sonunda, sonra. Netice, nihayet, en son, âkıbet, en sonra, sonunda.

Ezilme : Ezilmek işi. Pigment ve dolgu maddesi gibi katı maddelerin bağlayıcı içinde bağdaşık olarak dağılması.

Travma : Sarsıntı. Bir doku veya organın yapısını, biçimini bozan ve dıştan mekanik bir tepki sonucu oluşan yerel yara, örselenme.

 

Uyaran : Uyarma işini yapan (kimse veya şey), münebbih. Bir uyarım, bir tepki yaratan herhangi bir güç, uyarıcı. Organizmada uyarım yaratan, uyarıcı.

Kasla : Yalan.

Femur : [Bakınız: uyluk kemiği]. Uyluk kemiği. Böceklerde veya akarlarda, üstte trokantere bağlı, altta böceklerde tibya ile akarlarda patellayla eklem yapan podomer. 1.Uyluk kemiği. Böcek ve örümceklerde bacak bölütlerinin dipten üçüncüsü.

Maruz : Bir olayın, bir durumun etkisinde veya karşısında bulunan. Arz edilen, sunulan, verilen.

Kalma : Kalmak işi. Herhangi bir kimseden veya bir dönemden kalmış olan.

Doğum : Doğma işi, tevellüt, veladet. Bir kimsenin doğduğu yıl.

Çıkan : Çıkarma işleminde bütünden alınan sayı.

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Geçer : Yürürlükte bulunan, geçerliği olan, kullanılan. Geçme özelliği olan. Geçer not. Beğenilen, makbul, mergup.

Uyar : Uygun, denk. [Bakınız: uyaroğlu]. Kolay uzlaşılabilen, geçimli, uysal. (Söz sanatı terimi) Kapalı iğretilemede iğretinin yerine, onunla ilgili olmak üzere, kullanılan söz. Gözümden uyku akıyor misalinde suyun yerine kullanılan akıyor sözü gibi. Kapalı eğretilemede benzetmeyi sağlayan sözcük. Uygun, yerinde. Boyun eğen, uysal, nazik kimse.

Geçe : Herhangi bir saat başını geçerek, geçerken. Karşılıklı iki yandan her biri, yaka. Taraf, yön. Eski türkçe keç-e: Karşı taraf; öte (Erzincan Merkez). Taraf. Taraf, yan.

Sonu : Boyunduruğun iki yanına konulan çubuklar.

Diğer dillerde Obturasyon anemisi anlamı nedir?

İngilizce'de Obturasyon anemisi ne demek ? : obturation anemia