Orta kat nedir, Orta kat ne demek

  • İki kat arasında kalan kat.
  • Karın bölgesi

Orta kat anlamı, kısaca tanımı:

Orta katı kiraya vermek : Gebe kalmak.

Orta : Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. İyi ile kötü arasındaki durum. Yeniçeri Ocağında tabur. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Ne büyük ne küçük, midi. Orantı. Ne uzun ne kısa, midi.

Kalan : Bölme işleminde bölünenden artan sayı. Artan, mütebaki. Kalma işini yapan. Bir çıkarmanın sonucu.

Karın : Mide. Ahlaki açıdan kabul edilemeyen şeyleri kabullenme. Bazı şeylerde şiş ve içi boş bölüm. Döl yatağı. İç, gönül, akıl, kafa. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan duraklı dalgalarda en büyük genlikte titreşen noktalar. İnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi.

 

Bölge : Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye. Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka.

İki : Birden bir artık. Birden sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 2 ve II rakamlarının adı.

Kat : Bükülen veya kıvrılan bir şeyin her kıvrımı. Apartman dairesi. Kesme, kesilme. Tekrarlanan bir sayının toplamı. Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü. Huzur. Üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka. Kez, defa, misil. Ön, yan. Kesme. Giyeceklerde takım. İlgiyi kesme. Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey. Sonuca bağlama, bitirme. Makam, mevki. Katman.