Paldır nedir, Paldır ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Düzgün iş yapmasını bilmeyen.

Tembel.

Gürültü.

Geçilmesi güç çalılık.

Hayvanlara yedirilen ot ve yapraklar.

Paldır anlamı, tanımı

Paldırak : Kekeme

Paldıramak : Bağırıp çağırmak. Gürültülü ses çıkarmak. Gök gürlemek. Kavga etmek.

Paldıratmak : Yıkmak.

Paldırdak : Gürültücü.

Paldırdamak : Gök gürlemek. Yüksek sesle ve hızlı hızlı konuşmak. Gürültüyle düşmek, yıkılmak, tepinmek.

Paldırdatmak : Bir şeyi gürültü çıkararak çekmek, fırlatmak.

Paldırtı : Gürültü, devrilen bir şeyin çıkardığı gürültülü ses.

Paldır küldür : Kaba bir gürültü çıkararak, gürültü yaparak. Aniden, habersiz.

Hayvanlar : (Animalia), Canlı varlıklardan bitkiden farklı olarak yer değiştirebilen, uyartılara cevap veren, besinlerini vücudu içinde sindirebilenleri içine alan bir âlemdir. Birgozeliier (Protozoa) ve çokgözeliler (Metazoa) olmak üzere 2 altâlemi vardır.

Geçilme : Geçilmek işi.

Çalılık : Çalısı çok olan yer.

Gürültü : Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü, patırtı, şamata. Birçok kişinin karıştığı kavga, karışıklık veya tartışma. Yükselteç çıktısında gözlenen ve imlem girdisinde çeşitli nedenlerden kaynaklanan, asalak birleşenlerin yükseltilmesinden ileri gelen uyumsuz sesler. Ses sinyalinin kalitesinde belirleyici olan tıslama, cızırtı ve uğultu gibi istenmeyen seslerin tümü. Titreşimli düzenli olmayan sesler. Boğumlanmaları sırasında tonlu ve tonsuz hışırtı niteliği taşıyan z, s ünsüzleri ile tonlu ve tonsuz patlama niteliği taşıyan b, p ünsüzleri titreşim açısından birer gürültü sesidir. Analit sinyalinin gözlenmesine bozucu etki yapan herhangi bir sinyal. [Bakınız: ses etkileri]. Sinema ya da televizyonda sesin saptanması, çalınması ya da yayınlanmasında ortaya çıkan istenmeyen sesler.

 

Çalılı : Çalısı olan. Yozgat şehri, Osmanpaşa bucağına bağlı bir yer.

Tembel : İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan (kimse), üşengeç. Fonksiyonunu yerine getirmede yavaşlık gösteren (organ).

Yaprak : Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler. Börek, baklava vb. şeylerde yufka. Eni 50, boyu 75 santimetre olan bayrak ölçüsü. Kat kat ayrılabilen şeylerde kat. Birkaç parça eklenerek yapılmış olan şeylerde her parça. Sarma yapılmış olan asma yaprağı. Kitap, defter vb. şeylerde ön ve arka yüzü oluşturan kâğıtlardan her biri, varak.

Düzgün : Doğru ve pürüzsüz, muntazam. Fondöten. İyi. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Düzgü : Norm.

Bilme : Bilmek işi. Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma. Bilgi edinmenin gaye ve sonucu.

Diğer dillerde Palawan tavus kuşu anlamı nedir?

İngilizce'de Palawan tavus kuşu ne demek ? : palawan peacock