Rumeli ağası nedir, Rumeli ağası ne demek

Rumeli ağası; Tarih alanında kullanılan bir kelimedir.

Tarih terimi olarak anlamı:

Türk dilini, gelenek ve göreneklerini öğrenmeleri için Rumeli köylerindeki Türk aileleri yanına verilen acemiocağı adayı devşirmelerin dağıtım ve koruma işleriyle görevlendirilenlerin başı olan yeniçeri subayının sanı.

Rumeli ağası anlamı, tanımı

Rumeli : Osmanlı İmparatorluğunun Avrupa'daki ülkelerine topluca verilen ad

Yeniçeri : Kapı kulu teşkilatının piyade sınıfı. Bu asker sınıfından olan er.

Devşirme : Devşirmek işi. Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri Ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi. Toplanmış, bir araya getirilmiş. Yeniçeri Ocağına bu yolla alınan çocuk.

Gelenek : Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar, anane, tradisyon.

Öğrenme : Öğrenmek işi.

Görenek : Bir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı, âdet.

Dağıtım : Dağıtma işi, tevzi. Bir merkezden çeşitli yerlere gönderme işi.

Koruma : Korumak işi. Can güvenliğinin tehlikede olduğu düşünülen bir kimseyi saldırılardan korumak üzere görevlendirilmiş kişi, koruma görevlisi. Bankacılık alanında, bir malda veya bir menkulde gelecekte ortaya çıkacak fiyat değişikliklerine karşı korunmak amacıyla vadeli bir sözleşme yapılması.

 

Korum : Dağların sarp yamaçlarındaki düzlükler. Uçurumlarda ancak keçilerin geçebileceği basamak gibi setler. Tepe üstlerinde yaylamağa ve tarıma elverişli düzlükler.

İşler : Nicem düzeneğinde, bir yöneye uygulanınca başka bir yöney veren matematiksel nesne.

Subay : Silahlı kuvvetlerde asteğmenden orgeneral veya oramirale kadar rütbedeki asker.

Acemi : Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.

Görev : Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Resmî iş, vazife. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. İşlev. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. Bir organ veya hücrenin yaptığı iş.

Gelen : Gelme işini yapan (kimse ya da nesne). Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).

Gören : Ağaçlardan elde edilen bir çeşit zamk. Kızılcık.

Yanın : Gaz tenekesinin yarısı oylumunda bir tahıl ölçeği.

Dağı : Tarlalarda biten yabani otları yok etme. Eş erke ve oylumlu dizgelerden hangisinin daha çok olasılığı bulunduğunu ölçen temel ısıldevim-bilimsel nicelik. [Bakınız: dakı].

İşle : Nakış: İşle ipliğini aldım.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Diğer dillerde Rum ülkesi anlamı nedir?

Osmanlıca Rum ülkesi : diyar-ı rum, mülk-i rum