Sökün etmek nedir, Sökün etmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

1.Birdenbire görünüp arkası kesilmeden gelmek : Gelinciler sökün etmiş geliyorlar. 2.Çözülmek.

İnsan ya da hayvan topluluğu birden gelmeye başlamak, uzaktan görünmek.

Su ve benzerleri birden hızla atmaya başlamak.

Sökün etmek anlamı, tanımı

Etme : Etmek işi

Sökü : Alçak ayaklı, arkalıksız iskemle. 1.Ormandan ya da meradan açılan tarla. 2.Orman. Hastane. Ceket. Kastamonu ili, Çatalzeytin ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Kastamonu şehri, İnebolu belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Sökün : "Birçok kişi veya şey birbiri ardından gelmek, görünmek" anlamlarına gelen sökün etmek birleşik fiilinde geçer.

Hayvan topluluğu : Bir bölgede yaşayan çeşitli türde hayvanların tümü.

Başlamak : Görünmek. Olmak, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak. Çalışır, işler, yürür duruma girmek. Etkisini göstermek. Bir işe girişmek, harekete geçmek.

Görünmek : Görülür duruma gelmek, görülür olmak, gözükmek. Azarlamak. Gözdağı vermek. İzlenim uyandırmak. Benzemek, görünüşünde olmak.

 

Gelinci : Üç yaşında kısrak. Gelini babasının evinden almaya gelen düğün alayı.

Kesilme : Kesilmek işi.

Uzaktan : Uzak yerden. Şahsen.

Başlama : Başlamak işi.

Görünme : Görünmek işi.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Gelmek : Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Dayanmak, tahammül etmek. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Kadar olmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Belli bir süre dolmak. Biriyle birlikte gitmek. Uymak. Getirmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Türemek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Çıkmak, yönelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak.

 

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Birden : Bir defada. Birlikte, beraberce, hepsi bir arada. Ansızın.

Başla : Yönetmenin oyunculara bir çevirimin başında verdiği komut; oyuna başlama komutu. Yumruklaşma oyununa başlatmak için orta hakemin verdiği komut.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Toplu : Topu olan. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Bir arada, bütün, kombine. Vücutça dolgun.

Birde : Birdenbire. Birden, aniden.

Diğer dillerde Sökücü tepkime anlamı nedir?

İngilizce'de Sökücü tepkime ne demek ? : abstraction reaction