Sıpıtmak nedir, Sıpıtmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

1.Atmak, fırlatmak. 2.Bir şeyi gizlemek, yok etmek, çalmak. 3.Bir şeyin yerini değiştirmek.

Aklını kaçırmak, sapıtmak.

Önem vermemek.

Atmak, fırlatmak.

Kovmak.

Sıpıtmak tanımı, anlamı

Değiştirmek : Başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak. Başka bir duruma, başka bir görünüme getirmek. Bir şey verip yerine başka bir şey almak. Anlatıma yeni bir içerik vermek. Bir şeyi veya bir kimseyi bulunduğu yerden başka bir yere götürmek. Birini bırakıp başkasını kullanmak

Değiştirme : Değiştirmek işi, tebdil, tahrif.

Fırlatmak : Hızla atmak, bulunduğu yerden dışarı atmak.

Kaçırmak : Kaçmasını sağlamak ya da kaçmasına imkân yaratmak. Delirmek. Yararlanamamak. Ölçüyü, sınırı aşmak, fazlasına gitmek. Yarışan bir koşucu diğeri tarafından hızla geçilip ara açılmak. Futbol veya basketbolda savunduğu oyuncuyu boş bırakmak, pas almasına fırsat vermek. İstemeyerek altını kirletmek. Bir daha ele geçmemek üzere yitirmek. Çalmak, kimsenin haberi olmadan götürmek, aşırmak. Gitmek, kaçmak zorunda bırakmak. Zor kullanarak yanında götürmek. Bir işi belirlenen zamanda yapamamak. Bir araç veya aletle iş görürken aracı iyi kullanamama yüzünden kendine veya bir başkasına zarar vermek. Sıvı, gaz vb. sızdırmak. Birini veya bir şeyi göstermemek. Yasal olmayan yoldan bir ülkeye mal sokmak veya çıkarmak.

 

Sapıtmak : Ruhsal bir düzensizlik içine düşmek. Saçmalamaya başlamak. Aklını bozmak. Şaşırmak.

Fırlatma : Fırlatma işi. Kol ve bacağın vücudun orta çizgisinden türlü yönlere, son eklemine kadar hızla ve gergin olarak uzaklaştırılması.

Gizlemek : Saklamak, görünmeyecek, belli olmayacak bir yere veya bir duruma koymak. Beneklerle, çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir şeyi bulunduğu çevreye uydurmak, alalamak, peçelemek, kamufle etmek. Bilerek ve isteyerek bir olguyu haber vermemek.

Sapıtma : Sapıtmak işi.

Gizleme : Gizlemek işi.

Kaçırma : Kaçırmak işi.

Kovmak : Sert veya küçük düşürücü sözlerle gitmesini söylemek, savmak, defetmek. İşine son vermek, görevinden atmak, uzaklaştırmak. Bir yerden sürüp çıkarmak, kovalamak. Varlığına son vermek, ortadan kaldırmak. Gözetmek.

Çalmak : Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Benzemek, andırmak. Bozmak, zarar vermek. Üzerine sürmek. Kumaşın bir parçasını kesmek. Vurarak ya da sürterek ses çıkartmak. Ses çıkarmak, ses vermek. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak. Süpürmek, temizlemek. Atmak, çarpmak, vurmak. Madeni oymak, kalemle işlemek.

Verme : Vermek işi.

Fırla : Topaç, değirme denilen çocuk oyuncağı.

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

 

Kovma : Kovmak işi.

Değiş : Değme işi. Değişim.

Atmak : Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

Çalma : Çalmak işi. Çalınmış. Hırsızlık, sirkat. Kakmalı olmayan, kalemle işlenmiş. Başa sarılan sarık. Kibrit.

Sapı : Sarp, insan ve yol uğramayan yer.

Diğer dillerde Sınırsız salınımlı fonksiyon anlamı nedir?

İngilizce'de Sınırsız salınımlı fonksiyon ne demek ? : function of unbounded variation