Sanga nedir, Sanga ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Asma kilit.

Hayvanlarda geçici beyin hastalığı.

Bilmeden, seçmeksizin, rasgele : Çeşmeyi sangaya gezerken bulduk.

Sanga kısaca anlamı, tanımı

Sangadak : Ansızın, birdenbire : Sangadak çocuk düştü. Birden

Sangama : Aptal, sersem, şaşkın.

Asma kilit : Kilitlenecek şeyin üstündeki halkalara geçirilip kapatılacak bir biçimde yapılmış kilit.

Hayvanlar : (Animalia), Canlı varlıklardan bitkiden farklı olarak yer değiştirebilen, uyartılara cevap veren, besinlerini vücudu içinde sindirebilenleri içine alan bir âlemdir. Birgozeliier (Protozoa) ve çokgözeliler (Metazoa) olmak üzere 2 altâlemi vardır.

Hastalı : Hastalıklı.

Rasgele : Bir sürecin olasılıksal yapıda olduğunu belirten terim. Örneğin, bir nesneler kümesinin her bir öğesine eşit seçilme olanağı veren süreç rasgeledir. Söylediği her söze "rasgele" katarak konuşan tip.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Seçmek : Benzerleri arasında hoşa gideni seçip almak veya yararlanmak için ayırmak. Ne olduğunu anlamak, fark etmek. Birine oy vererek bir göreve getirmek. Titiz davranmak, kolay kolay beğenmemek. Farklı görmek, üstün görmek. Üstün, iyi, uygun bularak yeğlemek. Tercihini bir yönde kullanmak.

 

Bulduk : Piç, bulunan çocuk. Kadının ilk kocasından olan ve ikinci kocasının yanına götürdüğü çocuk. Kimsesiz çocuk, kedi, köpek yavrusu. Çömlek. Bilecik kenti, Pazaryeri ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Çankırı ili, Şabanözü belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Karabük şehri, Eskipazar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Kocaeli kenti, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Konya ilinde, Yeniceoba nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Şanlıurfa kenti, Yardımcı bucağına bağlı bir yer.

Geçici : Çok sürmeyen. Yaya, yoldan veya karşıdan karşıya geçen kimse, yolcu. Bulaşan, bulaşıcı. Kısa ve belli bir süre için olan, muvakkat, palyatif, kalıcı karşıtı.

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Gezer : Cin, peri, ölü ruhu ve benzerleri hayali şeyler. Geceleri kötü niyetle dolaşan kişi. Havuç. Dolaşan, gezen, gezici.

Seçme : Seçmek işi, intihap, seleksiyon. Seçkin, seçilmiş.

Bilme : Bilmek işi. Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma. Bilgi edinmenin gaye ve sonucu.

Beyin : Kafatasının içinde beyin zarları ile örtülü, iki yarım küre biçiminde sinir kütlesinden oluşan, duyum ve bilinç merkezlerinin bulunduğu organ, ensefal, dimağ. Muhakeme, usa vurma. Bilgisi, eğitimi, düşüncesi yüksek düzeyde olan kimse. Akıl, anlayış. Bir şeyi yönetmede önemli görevi olan kimse.

Çeşme : Genellikle yol kenarlarında herkesin yararlanması için yapılan, borularla gelen suyun bir oluktan veya musluktan aktığı, yalaklı su hazinesi veya yapısı, pınar. İzmir iline bağlı ilçelerden biri.

 

Hasta : Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız. Aşırı düşkün, tutkun. Parasız, züğürt. Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.

Kilit : Anahtar, düğme gibi takılıp çıkarılabilen bir parça yardımıyla çalışan kapatma aleti. Bir yanı değirmi, öbür yanına demir çubuk geçirilmiş olan yarım halka. Atların alnından alt çenesine uzanan beyazlık.

Geçi : Keçi. Makas. Oynatılan orta kadını. Kız. Avam, halk. Haddeleme işleminde, haddelenen parçaların haddelerden bir kez geçişi.

Kili : Bağ ve bahçe duvarı. Tarla sınırı. Kabuksuz ceviz. Eşyanın ince, zayıf kısmı. Dört ölçek : Beş kili buğdayım var. Sonra.

Diğer dillerde Sanen keçisi anlamı nedir?

İngilizce'de Sanen keçisi ne demek ? : saanen goat