Sudan çekirgesi nedir, Sudan çekirgesi ne demek

Sudan çekirgesi; Biyoloji, Zooloji alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Biyoloji'deki anlamı:

Böcekler (Insecta) sınıfının düz kananatlılar (Orthoptera) takımından, hayatları tek tek ya da sürüler hâlinde yaşadıkları iki devreden meydana gelen, göç eden ve tarım alanlarına büyük zararlar veren bir eklem bacaklı türü.

Zooloji'deki anlamı:

(Schistocerca gregaria) : Böcekler (İnsecta) sınıfının düzkanatlılar (Orthoptera) takımından bir eklembacaklı türü. Hayatları tek tek ya da sürüler halinde yaşadıkları 2 devreden meydana gelir. Göçederler ve zararlıdırlar.

Teknik terim anlamı:

Yurdumuzun güneydoğu kesimlerine de üşüşerek, tarım bitkilerinde oldukça büyük yitiklere yol açan çekirge türü; çöl çekirgesi.

Sudan çekirgesi anlamı, kısaca tanımı

Suda : Baş ağrısı

Çeki : Tartı. Odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan, 225,978 kilogram olan ağırlık ölçü birimi. Kadınların başlarına bağladıkları örtü. Üzüntü, sıkıntı.

Çekirge : Düz kanatlılardan, uzun olan art bacaklarına dayanarak uzağa sıçrayabilen, birçok türü olan bir böcek (Acridium).

Sudan : Baştan savma, inandırıcı olmaktan uzak olan.

Düzkanatlılar : Çekirgeler topluluğunu da içine alan, iki çift kanatlı ve ağız yapıları ısırmağa elverişli böcekler dizisi. (Danaburnu gibi kanatları körelmiş türleri de vardır. Bitki sağlığı yönünden çok önemli takımlardan biridir.). (Eş anlamlısı: çekirgeler, Orthoptera), yaprak böcek (Phyllium) iyi bilinen cins ve türleridir.

 

Orthoptera : [Bakınız: düz kanatlılar]. Düz kanatlılar. [Bakınız: düzkanatlılar].

Güneydoğu : Güneyle doğu arasındaki yön.

Böcekler : Vücutları baş, göğüs ve karın olarak üç bölgeye ayrılan, duyargaları birer, kanatları ikişer, ayaklarıyla ağız parçaları üçer çift olan eklem bacaklılar sınıfı, haşerat.

Oldukça : Olabildiğince.

Insecta : [Bakınız: böcekler]. Böcekler. Vücutları baş, göğüs ve karın olmak üzere üç parçaya ayrılmış Hemiptera, Diptera ve Siphonaptera gibi medikal öneme sahip üç takımı bulunan sınıf.

Zararlı : Zarar veren, zararı dokunan, dokuncalı, muzır, tahripkâr.

Bacaklı : Bacağı olan. Felemenk altını. Bacakları uzun olan, uzun boylu.

Meydan : Alan, saha. Fırsat, imkân ya da vakit. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri.

Gregar : Organizmaların sürüler yaparak bir arada yaşaması. Gregar böcek.

Yurdum : “Ülkem, memleketim” anlamında kullanılan bir isim”.

Gelir : Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para, varidat. Bir ekonomik birimin belli bir süre içinde kazandırdığı aylık, kira vb. getiri, varidat, irat.

Yurdu : İğnenin deliği.

Hayat : Canlı, sağ olma durumu. Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma. Yaşam. Avlu. Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi. Geçim şartlarının bütünü. Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa. Meslek. Sundurma. Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü, yaşantı. Balkon. Yazgı. Yaşamayı sağlayan şartların bütünü.

 

Kesim : Kesme işi. Pazarlık, anlaşma. Boy bos, endam. Bölüm, parça, kısım, sektör. Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi, mukataa. Kesme zamanı. İşaretlenmiş belli yer. Bölge. Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi, fason.

Diğer dillerde Sudan çekirgesi anlamı nedir?

İngilizce'de Sudan çekirgesi ne demek ? : desert locust