Tükel nedir, Tükel ne demek

Tükel; Dil Bilimi, İsim alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tam, bütün : Davarı saydım, tükel.

Tükel isminin anlamı, Tükel ne demek:

Tam, bütün. Mükemmel. Tükel ismi; Türkçe kökenli olup bir Erkek ismidir.

Teknik terim anlamı:

Bizim Görmüşüm, Görmüşümdür şeklindeki fiil zamanına karşılık olabilen ve eskiden geçmiş bir işin sağladığı hali anlatan zaman şekli.

Tükel anlamı, kısaca tanımı

Tükel ağızlılar : Balıklar (Pisces) sınıfından, iskeletleri kemikleşmiş, solungaç yarıkları bir solungaç kapağı ile örtülü, solungaç yayları iplik biçiminde solungaçlar kapsayan bir alt sınıf ya da yeni sınıflandırmalara göre, çeneli ağızlılar (Gnathostomata) üst sınıfının sadece gerçek balıkları içine alan bir alt sınıfı. İskeletleri kemikleşmiş, solungaç yarıkları bir solungaç kapağıyla örtülü, solungaç yayları iplik biçiminde solungaçlar kapsayan bir alt sınıf veya yeni sınıflandırmaya göre, çeneli ağızlılar (Gnathostomata) üst sınıfının sadece gerçek balıkları içine alan bir alt sınıfı. (Teleostomi), Omurgalı hayvanlardan balıklar (Pisces) sınıfının bir alt-sınıfı. İskeletleri tüm olacak kemikleşmiştir. Solungaç yayları iplik biçimindeki solungaçları kapsar. Solungaç yarıkları bir solungaç kapağı ile örtülüdür. Yeni sınıflandırmalara göre çeneli-ağızlılar (Gnathostomata) üst-sınıfının sadece gerçek balıkları içine alan bir alt-sınıfıdır. Akciğerli-balıklar (Dipnoi), saçak-yüzgeçliler (Crossopterygii), Mersin-balıkları (Chondrestei), eşkenarpullular (Rhomboganoidea), yuvarlakpullular (Cyclogonoidea) takımları içine alır

 

Tükelalp : Kusursuz yiğit.

Tükelay : Kusursuz insan.

Karşılık : Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel. Cevap, yanıt. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz.

Mükemmel : Kusursuz. Eksiksiz. Eksiksiz, kusursuz, tam, yetkin, şahane bir biçimde. Çok güzel, harikulade, şahane. Tam, tamamlanmış. Olgunlaşmış.

Eskiden : Geçmiş zamanlarda, geçmiş çağlarda, geçmişte, mukaddema.

Eskide : Eskiden, önceleri.

Geçmiş : Geçme işini yapmış. Çürümeye yüz tutmuş. Zaman bakımından geride kalmış, esbak. Birinin ölmüş ana, baba ve yakınları. Arkada kalan hayat. Bugüne göre geride kalmış olan zaman, mazi.

Görmüş : Gören.

Zaman : Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Çağ, mevsim. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.

 

Anlat : Ekin demetlerini arabaya koymaya ve harmanı aktarmaya yarıyan, üç, dört, beş, yedi çatallı olabilen, uzun saplı aygıt, dirgen, yaba.

Şekli : Havuç. Biçimle ilgili, biçimsel, formel.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Davar : Koyun ve keçiye verilen ortak ad. Koyun ya da keçi sürüsü.

Mükem : Eksiksiz, düzgün.

Bütün : Eksiksiz, tam. Bozuk olmayan (para). Birlik, tamlık. Parçalanmamış. Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi.

Sayd : Said, karşılığı sayıd.

Hali : Boş, ıssız, tenha. Halı. Ahali.

Zama : Üzengi kayışı. Çarkta bükülürken iki kazık arasında birbirine eklenerek katlanan kıl ipi katlarından her birinin boy ölçüsü. Enişte. Güvey.

Eski : Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı. Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz. Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan. Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan. Önceki, sabık. Geçerli olmayan. Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey.

Diğer dillerde Tükel anlamı nedir?

Fransızca'da Tükel nedir ? : parfait