Tığkalem nedir, Tığkalem ne demek

Tığkalem; Güzel Sanatlar alanında kullanılan bir terimdir.

Güzel Sanatlar'daki anlamı:

(Resim) Oymabaskı tekniğinde, maden plaklara resmin oyulması için sanatçının kullandığı çelikten, ucu iğne gibi sivri kalem. a. bk. çelik kalem.

Tığkalem kısaca anlamı, tanımı

Çelik kalem : (Resim) Oymabaskıda maden plak üzerine resim kazımağa yarayan ucu sivri çelik çubuk. a. bk. oyma kalemi

Oymabaskı : (Resim) Çinko, bakır, tahta gibi plaklara kazıma ile yapılan resimleri kâğıda basma tekniklerine verilen ad. Resim kazınmış plakların ya çukurlaştınlmış yerlerine ya da düz bırakılmış yerlerine boya ya da mürekkep yedirerek basma sanatı. a. bk. ağaç-oyma, taş bas kı, linoloyma, akvatinta, düzbaskı, yüksek baskı, derin baskı.

Çelikten : Çelik gibi güçlü, sağlam, dayanıklı kimse.

Sanatçı : Güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan, eser veren kimse, sanat adamı, sanat eri, sanatkâr, artist. Sinema, tiyatro, müzik vb. sanat eserlerini oynayan, yorumlayan, uygulayan kimse.

Plaklar : Virüsle enfekte edilen tek tabaka hücre kültüründe, virüsün hücreyi parçalaması, öldürmesi veya hücrelerin kaynaşması sonucunda ortaya çıkan bir veya daha çok renksiz odaklar.

Oyulma : Oyulmak işi.

Çelik : Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat. Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal. Bu alaşımdan yapılmış. Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek. Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek. Kısa kesilmiş dal. Kök salması için yere dikilen dal. Zayıf fakat güçlü (vücut).

 

Sanat : Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık. Bir şey yapmada gösterilen ustalık. Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü. Zanaat. Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım.

Sivri : Ucu keskin ve batıcı olan. Genel tutumun veya geleneklerin dışında kalan, göze batıcı özelliği olan, aşırı. Ucuna doğru gittikçe incelen. Palamut.

Maden : Yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral. Kolay ve iyi kazanç sağlayan iş ya da parası elinden kolaylıkla alınan kimse. Bu mineralden yapılmış. Uyuşturucu, esrar, eroin. Çok değerli şeyleri kapsayan kaynak. Metal. Maden ocağı veya maden işletmesi. Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri.

Resim : Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılmış olan biçimleri. Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç. Tören. Fotoğraf. Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat. Açık gösterge, kesin sonuç.

 

Resmi : Devletin olan, devlete ait, devletle ilgili, özel karşıtı. Devletin öngördüğü yöntemlere uygun olarak yapılan, formel. Samimi olmayan, teklifli, ciddi. görevsel (officiel, öffentlich). -sened : görevsel dayanç, görevsel belgit (öffentliche Beurkundung). -şekil: görevsel biçim. tasfiye: görevsel arıtım. Devletle ilgili olan. Törenle yapılan. Çok ciddi.

Kalem : Yazma, çizme vb. işlerde kullanılan çeşitli biçimlerde araç. Çeşit, tür. Resmî kuruluşlarda yazı işlerinin görüldüğü yer. Yazar. Yontma işlerinde kullanılan ucu sivri veya keskin araç. Bazı deyimlerde yazı.

Çeli : Mısır sapı: Tarladan bu çelileri toplattırmak lâzımdır. Keçi yavrusu: Çeli küçük iken sevilir. Dalga taşıyıcı ortamın sürücü kaynağa karşı gösterdiği hızla oranlı direni kuvvetinin oranlıluk değişmezi.

Made : Yemek yeme isteği. Mide. Arapça kökenli mâ-adâ: mâda; başka; fazla; gayri.

Sana : Sen zamirinin yönelme durumu eki almış biçimi.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Gibi : -e benzer. İmişçesine, benzer biçimde. O anda, tam o sırada, hemen arkasından. -e yakışır biçimde.

İğne : Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç. Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık. Oltanın ucundaki küçük çengel. Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç. Dokunaklı söz. Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ. İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası. Bazı araçların ucu sivri parçaları.

Kale : Düşmanın gelmesi beklenilen yollar üzerinde, askerî önem taşıyan şehirlerde, geçit ve dar boğazlarda güvenliği sağlamak için yapılmış olan kalın duvarlı, burçlu, mazgallı yapı, kermen. Takımla oynanan bazı top oyunlarında topun sokulmasına çalışılan yer. Genellikle bir düşüncenin savunulduğu, sürdürüldüğü yer. Denizli iline bağlı ilçelerden biri. Satranç tahtasının dört köşesine dikilen, tahtanın bir tarafından diğer tarafına kadar düz olarak boş hanelerde gidebilen kale biçiminde taş. Malatya iline bağlı ilçelerden biri.

Diğer dillerde Tığkalem anlamı nedir?

İngilizce'de Tığkalem ne demek ? : gravingtool