Taylan nedir, Taylan ne demek

Taylan; İsim olarak kullanılan bir kelimedir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Çok yağmur yağmasına karşın işlenebilir durumda toprak.

Taylan isminin anlamı, Taylan ne demek:

İnce, kibar, güzel, uzun ve düzgün boylu. Çok yağmur yağmasına karşın işlenebilir durumdaki toprak. Taylan ismi; Türkçe kökenli olup bir Erkek ismidir.

Taylan ile ilgili Cümleler

  • Ali hiç Tayland yiyecekleri yemedi.
  • Tayland Asya'dadır.
  • Ali Tayland'a seyahat etmek için biraz izin aldı.
  • Tayland'da ülkenin bazı kısımları pirinç yetiştirmek için şimdiden aşırı kuru hale geldi.
  • Tayland, Asya'dadır.
  • Tom'un Tayland yemeğini beğenmeyebileceğini düşündüm.
  • Ben Taylandlıyım.
  • Sahiden hiç Tayland yemeği denedin mi?
  • Bu yıl Tayland'a uçacağız.
  • "Pad See Ew", Tayland mutfağına özgü, düz ve geniş kesimli bir pirinç makarnasıdır.
  • Tayland için yola çıktı.
  • Ben İtalyanım ama Tayland'ta yaşıyorum.
  • Sence Tayland'ta kaç kişi yaşıyor?

Taylan kısaca anlamı, tanımı

Tayla : [Bakınız: Taylak]

Taylan vurgusu : Konuşmada, sözcüklerdeki sesin düzenli bir yolda yükselip alçalmasını dengeye koyan vurgu.

Taylaner : İnce, kibar, güzel, uzun ve düzgün boylu kimse.

Taylanmah : Yaşını küçük göstermek için çocuksu davranışlar yapmak.

Taylanmak : Büyüklenmek, kibirlenmek. Yeni yürümeye başlayan çocuk ayakta durmak. Denk gelmek, uymak: Küp biraz büyükçe imiş taylanmadı.

 

İşlenebilir : İşlemeye uygun özellikte olan.

Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.

Düzgün : Doğru ve pürüzsüz, muntazam. Fondöten. İyi. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam.

Yağmur : Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet. Çokluk, bolluk. Çok ve sık düşen, gelen şey.

Karşın : Bir şeyin gerekenin veya mantığın tersine olarak yapıldığını anlatan bir söz, rağmen.

Boylu : Boyu olan. Boyu benzerlerinden uzun olan.

Topra : Torba.

Yağma : Yağmak işi. Birçok kişinin zor kullanarak ele geçirdikleri malı alıp kaçması, talan. Baskın veya zor kullanarak elde edilmiş olan. Akıncıların düşman topraklarına yaptıkları baskın, çapul.

Kibar : Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan (kimse). Büyükler, ulular. Soylu, köklü (kimse, aile).

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

 

Düzgü : Norm.

Güzel : Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı. Güzellik kraliçesi. Görgü kurallarına uygun olan. İyi, hoş. Güzel kız ya da kadın. Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı. Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran. Adamakıllı, şiddetli. Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde. Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran. Sakin, hoş (hava). Pek iyi, doğru.

İşle : Nakış: İşle ipliğini aldım.

Duru : Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak. Pürüzsüz (ten). Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.).

Diğer dillerde Taylamlı nazım anlamı nedir?

Fransızca'da Taylamlı nazım nedir ? : versification rythmique