Terazisiz yürüme nedir, Terazisiz yürüme ne demek

Terazisiz yürüme; Gösteri alanında kullanılan bir terimdir.

Teknik terim anlamı:

Türk cambazının bir becerisi : Terazi olmadan dengeyi bularak ip ya da tel üzerinde yürüme.

Terazisiz yürüme kısaca anlamı, tanımı

Yürü : “devam et, git” anlamında kullanılan bir söz. [Bakınız: yürüyş]. Haydi

Terazi : Bir kolun iki ucuna asılı iki kefeden oluşan tartı, mizan. Su terazisi. Elektronik tartma aracı. Zodyak üzerinde Başakla Akrep arasında bulunan takımyıldızın adı. İp cambazlarının dengeyi sağlamak için kullandıkları uzun sırık. Vücudun, asılarak veya dayanarak yere paralel bulunduğu denge duruşu.

Yürüme : Yürümek işi.

Üzerinde : Üstünde. ile ilgili, üzerine.

Bulara : Dişi sıpa.

Beceri : Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.

Cambaz : Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse, akrobat. Osmanlı Devleti'nde atlı olan ve savaşlarda padişahın önünde düşmana karşı ilk saldırıya geçen birlik. Kurnaz, hileci, hilekâr. Usta, becerikli kimse. At alıp satan veya yetiştiren kimse.

 

Bular : Bunlar.

Camba : İki ile dört yaş arasında erkek manda.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Denge : Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene, balans. Siyasi güçlerin, yetkilerin birbirini sınırlayacak biçimde dağıtılması. Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar. Ekonomik hayatın uyumlu düzeni. Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hâli.

Bece : Ocak. Pencere, tavan penceresi, dumanın çıkması ve evin ışık alması için toprak damlarda açılan delik. Arı oğulu.

Bula : Yenge, amca ya da dayı karısı.

Türk : Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse. Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse.

Deng : Denk, eşit, uygun. Sersem, dengesiz, akılsız, dalgın. Denk, eş.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Diğer dillerde Terazi odası anlamı nedir?

İngilizce'de Terazi odası ne demek ? : balance room