Testebesiz nedir, Testebesiz ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sürekli ufak tefek kazalar yapan, dikkatsiz.

Testebesiz anlamı, kısaca tanımı

Teste : Orakla biçilen ekinlerden yapılan bağlam

Test : Bir kimsenin, bir topluluğun doğal veya sonradan kazanılmış yeteneklerini, bilgi ve becerilerini ölçmeye ve anlamaya yarayan sınama. Bir hastalığın varlığını ve niteliğini anlamak için yapılmış olan laboratuvar araştırması. Doğru cevabın seçenekler arasından bulunmasına dayanan bir sınav türü. Biyolojik bir işlevi veya değişmez bir niteliği incelenen bireyin tepkisini, örnek olarak alınan normal bireyinkiyle karşılaştırarak ölçmeye ve değerlendirmeye yarayan yoklama.

Ufak tefek : Gerekli küçük eşya, araç gereç. Kısa ve zayıf. Çok gerekli olmayan, önemsiz. Sönük, zayıf. Çok yer kaplamayan, küçük.

Dikkatsiz : İşinde dikkatli davranmayan, dalgın, savruk, özensiz.

Sürekli : Kesintisiz olarak süren, kalıcı, devamlı, baki, daimî. Yumuşak. Uzun süreli olarak, daima.

Dikkat : Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık. İlgi, özen. "Dikkat ediniz!" anlamında kullanılan bir uyarma sözü.

Kazala : Beyaz ve sarı tüylü, gagası sarı ve siyah renkli bir cins yaban ördeği.

Yapan : Ardıç ve gomalak ağacının, yatay büyüyen dalları.

 

Kazal : Sonbaharda dökülen yapraklar, gazel. Mısırın sap ve yaprakları. Kapçık. Kesilmiş ve kurumuş yapraklı dal.

Tefek : 1.Asma. [Bakınız: tevek]. Kavun, karpuz, hıyar ve benzerleri bitkilerin yaprakları. Asma yaprağı. Üzüm asmasının taze filizi. Asma, üzüm ağacı. Filiz, asma filizi.

Sürek : Süren, devam eden zaman. Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü. Hızlı süren, hızlı giden.

Yapa : Ekinin, toprak üstündeki bölümü. Kırkılmış koyun yünü. Yapağı.

Ufak : Boyutları normalden küçük. Önemsiz, çok az. Kısa bir süre. Makam, derece bakımından geri olan. Yaşça daha küçük olan.

Kaza : İstem dışı veya umulmayan bir olay dolayısıyla bir kimsenin, bir nesnenin veya bir aracın zarara uğraması. Kadılık görevi. Yargı. Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan yerine getirme. İlçe, kaymakamlık.

Tefe : Dokuma tezgâhında tarağı tutan ağaç veya metal parça.

Süre : Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet. Gelin giysisi yapılan bir çeşit kumaş : Sürenin arşınını iki kaymeye aldım. 1.Yüreklilik, yiğitlik. 2.Dayanıklılık : Şu adamın süresi yok. Arapça kökenli sûre: sure. Bir sesin çıkarılmasına verilen zaman. müddet. Tecimsel belgitlerin sayışımlarındaki paraların ödenmeleri için saptanan gün. Bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için gösterilen süre. [Bakınız: gösterim süresi]. [Bakınız: yayın süresi].

Diğer dillerde Testa anlamı nedir?

İngilizce'de Testa ne demek ? : testa, seed coat, episperm, spermoderm