Tipiti nedir, Tipiti ne demek
Teknik terim anlamı:
Güney Amerika'da zehirli bitki Maniok'un zehirini almak için kullanılan; dallardan örülme, kırbayı andıran silindir biçimindeki aygıt.
Tipiti tanımı, anlamı
Tipit : Un ile kepek karıştırılarak yapılan kedi ve köpek yiyeceği
Tipi : Kar fırtınası.
Zehirini almak : Avutucu sözlerle birinin acılarını dindirmek.
Silindir : Alt ve üst tabanları birbirine eşit dairelerden oluşan bir nesnenin eksenini dikey olarak kesen, birbirine paralel iki yüzeyin sınırladığı cisim, üstüvane. Motorlu taşıtların motorunda pistona güçlü bir itiş sağlamak için gaz karışımının yandığı veya patladığı yer. Metalleri inceltme, kumaşları parlatma, kâğıt üzerine baskı yapma vb. işler için sanayide kullanılan merdane, silindir makinesi. Silindir şapka. Yol yapımında toprağı sıkıştırarak düzleştirmek için kullanılan genel olarak motorlu araç.
Amerika : Dünya üzerinde yer alan bir kıta.
Zehirli : Zehri olan. Zararlı (duygu, düşünce vb.).
Andıra : İlkbaharda ilk defa olgunlaşan kiraz.
Örülme : Örülmek işi.
Dallar : Fürû' (bk. çocuklar, torunlar...).
Maniok : İlkin Güney Amerika'da evcilleştirilen, daha sonra Batı Afrika'ya geçen, tatlı ve acı olmak üzere iki cinse ayrılan; acısının zehiri özel tekniklerle çıkartıldıktan sonra beslenmede kullanılan ve çevresinde önemli kültür öğelerinin oluştuğu bitki. a. bk. tipiti.
Kırbay : Yaşlı, ak sakallı kimse.
Almak : Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
Andır : Korku, şaşma, hayranlık bildirir ünlem. Ölüden kalan eşya, sahipsiz kalan eşya, soyka. İnsan ve hayvanlara ilenç yerine, sahipsiz kal anlamında kullanılır. Pis, iğrenç, hantal, kötü, uğursuz, çirkin, miskin, tembel. Erkeklik organı. Kadının cinsiyet organı. [Bakınız: ander]. Akrep. Uğursuz. Bela, kötülük. Kötü yürekli. Sahipsiz.
Dalla : Yağmur, güneş ve rüzgârın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge.
Zehir : Organizmaya girdiğinde kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarına göre canlıyı öldürebilen madde, ağı, sem. Büyük üzüntü, acı, keder, sıkıntı.
Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.
Kırba : Sakaların içinde su taşıdıkları ağzı dar, altı geniş, deriden yapılmış kap, su kabı, matara. Çocuklarda karın şişmesiyle beliren bir hastalık. Çok su içen kimse.
Biçim : Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.
Güney : Solunu doğuya, sağını batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri, cenup, kuzey karşıtı. Denizli iline bağlı ilçelerden biri. Lodos. Güneş gören yer.
Aygıt : Birçok parçadan yapılmış alet, cihaz. Vücutta belirli bir görevi yerine getiren organ grubu. Birkaç aletin uygun bir biçimde eklenmesinden oluşturulan ve bazı belli deneylerin yapılmasına yarayan takım.
Diğer dillerde Tipik olmayan hücre anlamı nedir?
İngilizce'de Tipik olmayan hücre ne demek ? : non-typical cell

Bu kısımda Tipiti nedir? Tipiti ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Tipiti tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Tipiti hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.