Virüs nedir, Virüs ne demek

Virüs; bir tıp terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Hastalık yapıcı, bakterilerden daha küçük, yaşamak için bir başka hücrenin içine girmek zorunda olan ve ancak elektron mikroskobunda görülebilen parazit.
  • Veri girişi yoluyla bilgisayarlara yüklenen, sistemin veya programların bozulmasına, veri kaybına veya olağan dışı çalışmasına neden olan yazılım

Kimya'daki anlamı:

Canlı hücrelerde yaşayan, metabolizmaları bulunmayan, oksijen kullanılmayan, makromoleküller oluşturmayan büyümeyen veya ölmeyen, fakat sadece canlı hücrelerde üreyen, biçimleri bakterininkilere benzeyen, birçok hastalığa yol açan, ancak elektron mikroskobunda belirlenebilecek kadar küçük olan, protein ve nükleik asitlerden oluşan enfeksiyon yapıcı madde.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Ancak elektron mikroskobuyla görülebilen, özel filtrelerden geçebilen, yalnızca canlı hücreler içerisinde üreyebilen, RNA veya DNA kitlesinden oluşmuş, herhangi bir metabolik işlev göstermeyen mikroorganizma.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Zehir.

Genetik materyal olarak DNA veya RNA nükleotitlerinden birini bulunduran, makromoleküllerini sentezleyebilmek için kendisine ait enzim sistemleri bulunmayan ve bu nedenle de zorunlu hücre içi parazit olan, antibiyotiklerin etkimediği, interferonlara duyarlı, bu gün için belirlenmiş en küçük mikroorganizma grubu.

 

İngilizce'de Virüs ne demek? Virüs ingilizcesi nedir?:

virus

Virüs hakkında bilgiler

Virüs, canlı hücreleri enfekte edebilen mikroskobik taneciktir. Tıbbi literatürde virus olarak geçmektedir. Virüsler ancak bir konak hücreyi enfekte ederek çoğalabilirler. En temel haliyle bir virüs, kapsit adlı bir protein örtü içinde bulunan genetik malzemeden oluşur. Ökaryot (hayvan, mantar ve bitkiler) ve prokaryotlar (bakteri ve arkaeler) virüsler tarafından enfekte edilebilirler. Bakterileri enfekte eden virüsler bakteriofaj veya kısaltılmış olarak faj diye adlandırılırlar. Sözcük Latince virus (zehir) sözcüğünden türemiştir; sıfat hâli viraldir. Virüslerin incelendiği bilim dalına viroloji, dalın bilim insanlarına da virolog denir. Virüsler birçok insan hastalığına neden olurlar; bunlara AIDS, grip ve kuduz örnek verilebilir. Bu tür hastalıkların tedavisi zordur, çünkü antibiyotikler virüslere etki etmez ve az sayıda antiviral ilaç bilinmektedir. Viral hastalıkları engellemenin en iyi yolu, bağışıklık geliştirmeye yarayan aşıdır.

Virüslerin canlı olup olmadığı uzun süre tartışılmıştır. Yaşamın tanımının genel kabul görmüş olan tüm kıstaslarını karşılamadığı için çoğu virolog onları cansız sayar. Konak hücre dışında çoğalamadıklarından, zorunlu hücre içi parazitlerine benzerler ama parazitlerden farklı olarak virüsler gerçek organizma sayılmayan biyolojik birimlerdir. Diğer farklılıkların yanı sıra, virüslerin hücre zarı ve kendi metabolizmaları yoktur. Canlı sayılan bazı organizmalar da virüsler gibi hem canlı hem cansızların özelliklerine sahip olduklarından bu konuda kesin bir yanıt bulmak zordur. Virüsleri canlı sayanlara göre onlar Theodore Schwann tarafından öne sürülmüş hücre teorisinin bir istisnasıdırlar, çünkü virüsler hücre değildirler.

 

Virus kelimesi Latincede zehir ve diğer zararlı maddeleri ifade eder. İngilizcede ilk defa 1932 yılında kullanılmıştır. Latince virulentus (zehirli) kelimesinden gelen virulent kelimesinin ilk kullanımı ise 1400'lere dayanır. Virüsler Dmitri Ivanovsky tarafından 1892 yılında keşfedilmeden önce, virüsle aynı anlama gelen "bulaşıcı hastalığa neden olan ajan" kelimesi ilk defa 1728'de kayda geçmiştir. Virüs kelimesinin Latince çoğulu virusestir. Viral sıfatı ise ilk defa 1948'de kullanılmıştır.Virion (çoğulu virions) terimi, ilk defa 1959'da; bir tek, durağan, hücre dışına çıkmış, diğer hücreleri aynı şekilde enfekte edebilme yeteneğine tamamıyla sahip viral parçacık anlamında kullanılmıştır.

A virüsü organizmaların canlı hücreler sadece çoğaltabilir ve bunlar küçük bir bulaşıcı ajandır. Çoğu virüs de ancak bir ışık mikroskobu ile doğrudan görülebilecek kadar küçüktür. Virüs, bakteri ve arkeler, hayvanlar, bitkiler ve mantarlar gibi her türlü canlılara bulaşır. Dmitri Ivanovsky'nin 1892'de yayınlanmış olup bakteriyel olmayan ve tütün bitkilerine bulaşan bir patojeni tarif ettiğinden ve 1898'de Martinus Beijerinck tarafından tütün mozaik virüsünün ilk keşfinden beri milyonlarca farklı tipte virüs bilinmesine rağmen 5.000 kadarı detaylı olarak tarif edilmiştir.

Virüs ile ilgili Cümleler

  • Teyzemin bilgisayarında bir sürü virüs buldum.
  • Virüs tarafından enfekte edilmekten korkmuyor musun?
  • Ebola virüsü taşıdıklarından süphelenilen kişiler için 21 günlük bir karantina vardır.
  • Bu virüsün genomu bilinmiyor.
  • Kızamık virüsü çok bulaşıcıdır.
  • Virüsün daha fazla yayılmasını engellemek için ciddi tedbirler alınmalı.
  • Virüsler bakterilerden çok daha küçük.
  • Bu virüs nedeniyle birçok fil hayatını kaybetti.
  • Virüs değil.
  • Bu mesajı açamıyorum. Bir virüs, belki?
  • AIDS virüsü kaptı.

Virüs anlamı, tanımı:

Hastalık : Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk. Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Ruh sağlığının bozulması durumu. Aşırı düşkünlük, tutku.

Bakteri : Toprakta, suda, canlılarda bulunan, çürüme, mayalanma veya hastalıklara yol açan, küresel, silindirimsi, kıvrık biçimli olan, bölünerek çoğalan, klorofilsiz, tek hücreli canlı.

Küçük : Niteliği aşağı olan, bayağı. Geri aşamada. Kısık, parlak olmayan (ses). Değersiz, önemsiz. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Yaşı daha az olan. Niceliği az olan. Küçük abdest.

Yaşam : Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat.

Hücre : Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk. Küçük oda. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze.

Mikro : Küçük, dar, makro karşıtı.

Parazit : Radyo, televizyon, telsiz vb. aygıtların yayınına karışan yabancı ses veya cızırtı. Herhangi bir işte, olayda sorun çıkaran kimse. Asalak.

Yapıcı : Önemli ve yararlı işler yapan. Olumlu. Yapan, oluşturan, ortaya çıkaran, meydana getiren. Yapı ustası.

Girmek : Tecavüz etmek, geçmek. Almak, fethetmek. Yazılmak, başlamak. Kavgaya tutuşmak. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Erişmek, ulaşmak. Yüklenmek. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. İyice anlamak, iyice bilmek. İncelemek, ayrıntılara inmek. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Sığmak. Yemek yemek. Girişmek, başlamak. Katılmak. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Bulaşmak. Dışarıdan içeriye geçmek.

Elektron : Bütün atomlarda bulunan negatif yüke sahip temel parçacık, pozitron karşıtı.

Giriş : Girme işi. Bir eserin konusunu tanıtarak kolay kavranmasını sağlayan, ön sözden sonra yer alan bölüm, methal. Bir anlatımda gelişme bölümüne hazırlık yapmayı sağlayan bölüm. Bir bilime hazırlık amacıyla yazılan eser. Bir yapıda içeri geçilen yer, methal, antre. Bir müzik parçasında baştaki bölüm, methal.

Bilgisayar : Çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, önceden verilmiş bir programa göre yapıp sonuçlandıran elektronik araç, elektronik beyin.

Sistem : Bir aracı oluşturan düzen, düzenek, tertibat. Model, tip. Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni. Düzen. Yol, yöntem. Dizge.

Program : Tören, gösteri, gezi vb.nin öngörülen ayrıntılarını gösteren basılı kâğıt. Yapılacak bir işin bölümlerini, bölümlerin sırasını ve zamanını gösteren tasarı, yetişek. Okullarda, haftanın belli günlerinde, belli saatlerde verilecek dersleri gösteren çizelge. İzlence. Siyasi partinin, toplumsal örgütün veya hükûmetin açıkladığı ana ilkelerin tümü. Radyo ve televizyonda sunulan, haber, müzik, eğlence gibi kendi başına bir bütün oluşturan yayınlardan her biri. Bilgisayara bir işlemi yaptırmak için yazılan komutlar dizisi.

Canlı : Canı olan, diri, yaşayan. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde. Canlı yayın. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Güçlü, etkili. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan.

Virüs adlandırılması : Belirli ölçütlere göre virüslerin adlandırılması.

Virüs benzeri tanecik : Virüslere benzeyen ancak patojenik olmayan yapılar.

Virüs bilimi : Viroloji.

Virüs cinsi : Virüslerin sınıflandırılmasında kullanılan ve aile veya bazı virüslerde alt ailelerden sonra gelen seviye, virüs genusu.

Virüs fabrikası : Etkin virüs üretimi veya olgunlaşmasının gerçekleştiği hücresel odaklar.

Virüs genusu : Virüs cinsi.

Virüs grupları : Nükleik asit tipine, morfolojilerine, kılıf bulunup bulunmayışına göre virüslerin gruplara ayrılması. Tek iplikli DNA virüsleri, çift iplikli DNA virüsleri, tek iplikli RNA virüsleri, tek iplikli ve kılıflı RNA virüsleri gibi.

Virüs kılıfı : Bazı virüslerin kapsidini çevreleyen, konukçu hücrenin plazma zarından virüs ayrılırken üzerini saran ya da virüs nükleik asitlerince şifrelenerek konukçunun maddelerinden sentezlenen, bazen üzerlerinde glukoprotein komplekslerinin oluşturduğu çivi gibi çıkıntılar bulunan ve virüs tanımlanmasında kullanılan, lipit, protein ve karbohidratlardan oluşan yapı.

Virüs reseptörü : Konak hücre zarında virüslerin tutundukları, nöraminik asit kapsayan ve böylece virüslerin hücre içine geçmelerine yardımcı olan bölge.

Virüs takımı : Virüslerin sınıflandırılmasında kullanılan en yüksek seviye.

Diğer dillerde Virüs anlamı nedir?

İngilizce'de Virüs ne demek? : [virus] n. microorganism which functions as an infectious agent; computer program which is intended to be spread surreptitiously between computers and usually causes damage (Computers)

n. virus, microorganism which functions as an infectious agent; (Computers) computer program which is intended to be spread surreptitiously between computers and usually causes damage

n. virus, microorganism which functions as an infectious agent; computer program which is intended to be spread surreptitiously between computers and usually causes damage (Computers)

Fransızca'da Virüs : virus [le]

Almanca'da Virüs : n. Erreger, Virus

Rusça'da Virüs : n. вирус (M)