Yarım perde nedir, Yarım perde ne demek
Yarım perde; Gösteri alanında kullanılan bir sözcüktür.
Teknik terim anlamı:
Brecht'in epik tiyatroda kullandığı sahne ağzının yarı yüksekliğinde olan perde. Brecht, bu yarım perdeyle dekorun bir bölümünün seyirci tarafından görülmesini sağlayarak yanılsamayı kırma amacını gütmüştür.
Yarım perde anlamı, kısaca tanımı
Perde : Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü. Katarakt. Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar. Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer. İki yeri birbirinden ayıran bölme. Doğruyu görmeye engel olan şey. Seste pes perde. Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi. Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey. Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri
Yarı : Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri, nısıf. Gereğinden az, tam olmayarak. Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan. Devre arası.
Yarım : Bütün bir şeyin ayrıldığı iki eşit parçadan her biri. Tam ve istenildiği gibi olmayan, eksik, noksan. Saatte on iki otuz. Hastalıklı, sakat, sağlıksız. Bir bütünün yarısı olan miktar.
Epik tiyatro : Yanılsamacı tiyatronun seyirciyi sahnedeki karakter ve olayla özdeşleştiren duygusal yaşantısı karşısına, maddeci diyalektiğin tarih bakış açısını getiren ve seyirciyi gözlemde bulunan bir üçüncü kişi durumuna getirerek onun usçul yönelişte karar vermesini sağlayan tiyatro anlayışı. bk. göstermeci tiyatro. İllüzyoncu tiyatronun seyirciyi saran yaşantısı yerine, anlatıcı, belgeleyici, göstermeci bir üslûp ile seyirciyi usçul yoldan bir gözlemci olmaya zorlayan ve seyirciye olayı yaşatmak yerine onu olayın dışında bırakıp yargı vermesini sağlamak ereğini güden tiyatro türü (Kökleri Orta çağda ve Çin Tiyatrosunda). Önce deneysel yönden Ervvin Piscator sonra daha geniş anlamıyla Bertold Brecht'ce kuralları saptanan tür. (bk. Aristocu olmayan tiyatro).
Sahne ağzı : Sahnenin seyirciye açılan çerçeve içinde kalan görüngüsü.
Yanılsama : Yanlış algılama ve duyu yanılması. Var olan nesne veya canlıyı yanlış, ayrımlı veya değişik olarak algılama, galatıhis, illüzyon.
Yüksekli : Nevşehir ili, Gümüşkent bucağına bağlı bir bölge.
Görülme : Görülmek işi.
Tiyatro : Dram, komedi, vodvil vb. edebiyat türlerinin oynandığı yer. Bu türleri, izleyiciler önünde sahnede oynayan grup. Sahnelenmek için yazılmış oyunların tümü.
Seyirci : Bir olayı gören, izleyen kimse, izleyici. İzlemek, eğlenmek için bakan kimse, izleyici.
Yüksek : Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı. Yukarıda, üst tarafta olan yer. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan. Normal değerlerin üstünde olan. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan. Güçlü, şiddetli. Derece ya da makamı bakımından üstün. Erdemli, faziletli. Etkili.
Yanıl : Kırmızı, pembe, pembeleşmiş. Kulakları sarı ya da kahverengi keçi. [Bakınız: yanal, yanal].
Seyir : Gidiş, yürüyüş, ilerleyiş. Kara taşıtlarının belli bir güzergâhta ilerlemesi. Bir yerden başka bir yere gitmek için yola çıkma. Eğlenmek için bakma, hoşlanarak bakma, temaşa. Özellikle gemilerin belli bir rotayı takip ederek yolculuk etmesi. Bakıp eğlenecek şey, eğlendirici durum.
Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.
Sahne : İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer, oyunluk. Bir oyun veya filmin başlıca bölümlerinden her biri. Bir konu veya çalışma çevresi, çalışma dalı. Görüntü. Tanık olunan, gözlenen olay.
Kırma : Kırmak işi. Basılı kâğıtları forma durumuna getirmek için belli yerlerinden bükme ve katlama işi. Kırılmış ya da dövülmüş tahıl. Ortasından kırılarak doldurulan (tüfek). Ot bitmeyen bayır. Pili. Melez. Yabancı etkilerle özgün niteliğini yitirmiş olan.
Dekor : Tiyatro, sinema ve televizyonda sahneye konulan eserin yazıldığı yerin ve geçtiği çağın özelliklerini belirleyen perde, aksesuar vb. ögelerin bütünü. Görünüş, manzara. Bir yere süsleme amacıyla verilen düzen.
Bölüm : Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Çağ, devir. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.
Diğer dillerde Yarım perde anlamı nedir?
İngilizce'de Yarım perde ne demek ? : half-curtain

Bu kısımda Yarım perde nedir? Yarım perde ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Yarım perde tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Yarım perde hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.