Yargı denetimi nedir, Yargı denetimi ne demek

Yargı denetimi; bir hukuk terimidir.

  • Yargı düzeninin sağlanması amacıyla yargı kurulları veya organları tarafından gerçekleştirilen denetim

Yargı denetimi anlamı, tanımı:

Yargı : Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi, hüküm. Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar, kaza.

Denetim : Denetleme.

Denet : Denetleme işi, teftiş. Laboratuvar işlemi tamamlanmış bir filmin herhangi bir eksiği olup olmadığını anlamak için dağıtımcıya verilmeden önce incelenmesi.

Düzen : Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Yerleştirme, tertip. Alet edevat takımı. Dolap, hile. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort.

 

Sağlanma : Sağlanmak işi.

Kurul : Bir işi yapmak, yönetmek veya bir kurum ve kuruluşu temsil etmek için görevlendirilmiş kişilerden oluşmuş topluluk, heyet, konsey, asamble.

Organ : Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş. Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv.

Taraf : Yön, yan, doğrultu. Yöre, yer. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri.

Gerçek : Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Gerçeklik. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Doğruluk. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Yapay olmayan. Yalan olmayan. Temel, başlıca, asıl.