Öykülem nedir, Öykülem ne demek

Öykülem; Halk Bilimi alanında kullanılan bir kelimedir.

Sosyoloji'deki terim anlamı:

Kral ve prenseslerden çok az söz edilen, gerçeğe yakın olayların oluştuğu öykü türü. bk. öykü. karşılığı öykülü serüven, gerçekçi masal, dev masalı.

Öykülem kısaca anlamı, tanımı

Öykü : Ayrıntılarıyla anlatılan olay. Hikâye

Öyküleme : Tahkiye.

Öykülemek : Tahkiye etmek.

Öykülü serüven : Doğaüstü olayları konu alan serüven, bk. serüven, karşılığı gerçekçi masal.

Gerçekçi masal : Doğaüstü olaylar yerine dolandırıcılık, aldatma, hırsızlık ve benzerleri durum ve olayları işleyen masal türü. bk. öykü, öykücük, öykülü serüven, öykülü masal, öykülü saga.

Gerçekçi : Gerçeği gören ve ona göre davranan veya gerçeğe uygun olarak yapılan, realist. Gerçekçilik yanlısı olan, realist.

Serüven : Macera.

Prenses : Hükümdar ailesinden olan kadın veya kızlara verilen unvan. Hükümdar karısı.

Gerçek : Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Yalan olmayan. Doğruluk. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Yapay olmayan. Temel, başlıca, asıl. Gerçeklik.

 

Yakın : Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan. Uzak olmadan. Aralarında sıkı ilgi bulunan. Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba. Benzeyen, andıran, yaklaşan. Uzak olmayan yer. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.

Masal : Genellikle halkın yarattığı, hayale dayanan, sözlü gelenekte yaşayan, çoğunlukla insanlar, hayvanlar ile cadı, cin, dev, peri vb. varlıkların başından geçen olağanüstü olayları anlatan edebî tür. Boşuna söylenmiş söz.

Prens : Hükümdar ailesinden olan erkeklere verilen unvan. Bir prensliğin başında bulunan kimse. Bazı ülkelerde en yüksek soyluluk unvanı.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Gerç : Eğlenme, alay.

Edil : Roma tiyatrosunda oyunları parasal ve yönetsel açıdan koruyanlara verilen ad. Oyunları denetleyip gösteri günlerini ve daha başka kayıtları saptayanlara verilen ad. Roma tiyatrosunda maddi manevi oyunları destekleyip koruyanlar. Oyunları denetleyip temsil tarihlerini ve daha başka kayıtları saptayanlar (bk. diadaskalia). Sinop ili, Boyabat ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Yakı : Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp deri üzerine uygulanan, beden ısısıyla vücuda yapışan eczalı parça.

 

Masa : Ayaklar veya bir destek üzerine oturtulmuş tabladan oluşan mobilya. Dairelerde, kurumlarda belli konularla ilgili işlerin görüldüğü bölüm. Bu mobilya etrafında oturanların tümü. İç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama aracı. Düz duruşlu yer, düzlek yapı.

Kral : En yüksek devlet otoritesini, bütün devlet başkanlığı yetkilerini kalıtım veya soylularca seçilme yoluyla elinde bulunduran kimse. Herhangi bir alanda başkalarından üstün, başarılı olan kimse. Çok başarılı ve zengin iş adamı. Üstün, çok iyi.

Oluş : Olma işi, vuku. Oluşma, teşekkül, tekevvün. Bir durumdan öteki duruma geçiş.

Diğer dillerde Öykülem anlamı nedir?

İngilizce'de Öykülem ne demek ? : noveltate