Üzük nedir, Üzük ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Eskimeye yüz tutmuş, yıpranmış, incelmiş (kumaş ve benzerleri için).

Yüzük.

Harf, hece.

Yıpranmış, kopmuş ip ve benzerleri için.

Büyümeyen, gelişmeyen.

Küçük çömlek.

Yüzük, bk. yüssük, yüzüg.

Üzük anlamı, kısaca tanımı

Üzüklemek : Tarladaki başakları toplamak

Üzüklük : Kopukluk, yırtıklık.

Gelişme : Gelişmek işi, inkişaf, neşvünema, tekâmül, evolüsyon. Olan biten şey. Yazılarda giriş bölümlerinden sonra konunun türlü yönlerden açılıp genişlediği, zenginleştiği, olgunlaştığı bölüm.

Eskime : Eskimek işi.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Yüssük : Yüksük. [Bakınız: yüsküf]. Yüzük. Kadın ayakkabısının uç kısmı. (Ankara).

Çömlek : Toprak tencere.

Büyüme : Büyümek işi.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

 

Yüzük : Parmağa geçirilen genellikle metal halka. Yüzük oyunu.

Geliş : Gelme işi.

Yüzüg : Yüzük.

Kumaş : Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma. Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme.

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Geli : Gel. Ardıç ağacının meyvesi. Düğün çağırıcısı.

İnce : Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Hafif, gücü az. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Ayrıntılı. Zayıf. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Tiz (ses), pes karşıtı.

Harf : Dildeki bir sesi gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlerden her biri, kod.

Eski : Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı. Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz. Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan. Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan. Önceki, sabık. Geçerli olmayan. Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey.

Büyü : Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.

Hece : Bir solukta çıkarılan ses veya ses birliği, seslem. Hece ölçüsü.

Diğer dillerde Üzgün balığıgiller anlamı nedir?

İngilizce'de Üzgün balığıgiller ne demek ? : dragonets