Işımetkin çökelti nedir, Işımetkin çökelti ne demek

Işımetkin çökelti; Fizik alanında kullanılan bir kelimedir.

Fiziksel anlamı:

Işımetkin uçunların parçalanımı sonucu bir nesne üzerinde oluşan ince ışımetkin katman.

Işımetkin çökelti kısaca anlamı, tanımı

Çöke : Kazma ve küreğin küçüğü

Işım : Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti. Simşek.

Işımetkin : Çekirdekleri doğal olarak ya da uyarılma ile alfa, beta, gama ya da önelcik, ortacık, eksicik, ılıncık gibi parçacıklar salımlayan (öğecik).

Çökel : Taşan bir suyun çekildikten sonra bıraktığı tortu. Çökelti.

Çökelti : Çökelme sonunda bir sıvının dibine çöken katı madde, çökel, tortu, toput, rüsup.

Işımetkin uçun : Belirli ışımetkin öğelerin verdiği uçunlar, özellikle radyom öğesinin saldığı ve en ağır soy uçunlardan olan radon.

Üzerinde : Üstünde. ile ilgili, üzerine.

Parçal : Kesinti, ulak. Kalan, faiz: Niye paranın parçalını alıyı?.

Sonucu : Sonunda, sonra. Netice, nihayet, en son, âkıbet, en sonra, sonunda.

Katman : Birbiri üzerinde bulunan yassıca maddelerin her biri, tabaka. Altında veya üstünde olan kayaçlardan gözle veya fiziksel olarak az çok ayrılabilen, kalınlığı 1 santimetreden az olmayan tortul kayaç birimi, tabaka. Bir toplum içinde makam, şöhret, meslek vb. bakımdan ayrılan topluluklardan her biri, tabaka.

 

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Katma : Katmak işi, ilhak. Kıldan ya da yünden yapılmış ip. Katılmış, eklenmiş, ulanmış, munzam.

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

Nesne : Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje. Öznenin dışında kalan her konu, obje. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.

İnce : Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Hafif, gücü az. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Ayrıntılı. Zayıf. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Tiz (ses), pes karşıtı.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Sonu : Boyunduruğun iki yanına konulan çubuklar.

Parç : Şişman adam. Topraktan yapılmış yoğurt kabı. Emzikli testi, topraktan yapılmış ibrik. Bakır su tası. Bakır su tası, maşrapa. Su tası. Bakır su bardağı. (Başkışla Karaman Konya).

Oluş : Olma işi, vuku. Oluşma, teşekkül, tekevvün. Bir durumdan öteki duruma geçiş.

Diğer dillerde Işımetkin çökelti anlamı nedir?

İngilizce'de Işımetkin çökelti ne demek ? : radioactive deposit