Şerefe nedir, Şerefe ne demek
Şerefe; Güzel Sanatlar alanında kullanılan bir terimdir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.
Güzel Sanatlar'daki anlamı:
(Mimarlık) Minarelerde petek ile gövde arasında, çevresi korkuluklu, ezan okunan yer. a. bk. Külah, petek, minare gövdesi, pabuç, minare kürsüsü.
Şerefe ile ilgili Cümleler
- O şerefsizliği bana yapamazsın!
- Şerefe! İyi sağlığa!
- Çok şerefli hissediyorum.
- Şerefe!
- Şerefsizmişsin ve şerefsiz kalacağını biliyorum.
- Tom, fizik öğretmeni ve sizin gibi şerefsizlere yardım etmeyecek.
- Şerefsizlik ve ahlaksızlıkta senin üstüne tanımıyorum.
- O şerefsiz.
- Şerefsizlikten önce ölüm!
- Yakaladın mı o şerefsizi?
- Bu şeref kime ait olacak?
- Üç sene zarfında durumu ya düzeltirsin ya da şerefinle bulunduğun konumdan çekilirsin!
- Şerefin kadar konuş desem, sonsuza dek susacak insanlar tanıyorum!
- Şerefe!
- Şerefe! İyi sağlığa!
- Haydi şerefe!
- İstanbul'un kandilleri bile yanmayan şerefelerinde eski ışıkları arar.
Şere ile ilgili Cümleler
Şerefe ile ilgili Atasözü veya Deyim
şerefe (veya şerefinize) : içki içilirken kadeh kaldırarak karşısındakine değer verildiğini belirtmek için söylenen söz, sağlığına veya sağlığınıza.
Şerefe anlamı, tanımı
Şeref : Başkasının, birine gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, onur. Toplumca benimsenmiş iyi şöhret.
Minare kürsüsü : (Mimarlık) Minarenin üzerinde yükseldiği dört köşe taban bölümü.
Minare gövdesi : (Mimarlık) Minarelerde şerefe ile pabuç arasındaki bölüm. a. bk. şerefe, pabuç, minare kürsüsü.
Çepeçevre : Bütün yanlarını kuşatan. Bütün yanlarını kuşatacak biçimde, fırdolayı.
Korkuluk : Tarla, bağ ve bahçelerde kuşların zarar vermesini önlemek için konulan, insana benzer kukla. Düşme tehlikesi olan yerlere çekilen duvar veya parmaklık. Bostan korkuluğu. Küpeşte.
Mimarlık : Mimar olma durumu, mimarın işi ve mesleği. Belirli ölçü ve kurallara göre yapılar yapma sanatı, mimari.
Korkulu : Korku veren, korkutan. Kendisinden kötülük gelebilen, tehlikeli.
Minare : Camilerde müezzinin ezan okuduğu, sela verdiği, şerefesi olan, çoğunlukla taştan, yüksek ve ince yapı.
Pabuç : Ayakkabı. Bina kolonlarının temeldeki basma yüzeyinin geniş ve daha güçlü olarak yoğunlaştırılmış bölümü. Masa, sandalye vb. mobilyaların ayaklarına takılan metal veya plastik eklenti. İletken telleri elektrik birimlerine bağlayan veya cıvatalı bağlantıyı sağlayan parça.
Çevre : Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.
Korku : Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü. Kötülük gelme ihtimali, tehlike, muhatara. Gerçek veya beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında uyanan ve coşku, beniz sararması, ağız kuruması, kalp, solunum hızlanması vb. belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik değişmelerle kendini gösteren duygu.
Minar : Pınar.
Gövde : Bir şeyin asıl bölümü. Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime. Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü. Kesilmiş hayvanın, sakatatı alındıktan sonraki durumu. Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm. İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm.
Petek : Arıların yumurtalarını bırakmak ve bal depo etmek için yaptığı, düzgün altıgen ağızlı bal mumu yuvacıklar topluluğu. Isıtma tesisatında ısı dağıtımını, içinden sıcak su geçerek sağlayan dilim, radyatör. Balçıktan yapılmış olan ve dikine duran sandık biçimindeki tahıl ambarı. Arı kovanı. Bu yuvacıklar topluluğunun bal olmayanı. Minarelerde külah ile şerefe arasındaki bölüm.
Külah : İçine bazı şeyler koymak için huni biçiminde bükülmüş kâğıt kap. Erkeklerin giydiği genel olarak keçeden, ucu sivri veya yüksek başlık. Bu kabın alabileceği miktarda olan. Oyun, hile.
Kürsü : Kalabalığa karşı konuşma yapanların önünde bulunan yüksekçe yer. Sandalye. Bir fakültede araştırma ve öğretim birimi, bölüm. Ana bilim dalı.
Mimar : Yapıların planını yapıp bunların gerçekleşmesini sağlayan kimse.
Ezan : Müslümanlıkta namaz vaktini bildirmek için müezzinin yüksek sesle yaptığı çağrı.
Mina : Çelikçomak oyununun bir bölümü. Yapı, ev. Minare. Billur, şeffaf. Şarap şişesi. Mine. Gökyüzü. Ar. Liman.
Diğer dillerde Şerbetçiotu yağı anlamı nedir?
İngilizce'de Şerbetçiotu yağı ne demek ? : hop oil


Bu kısımda Şerefe nedir? Şerefe ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Şerefe tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Şerefe hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.