Acı çekme nedir, Acı çekme ne demek
Acı çekme; Psikoloji alanında kullanılan bir terimdir.
Psikoloji'deki anlamı:
Üzüntü ya da büyük bunalım duygusu içinde olma.
Acı çekme ile ilgili Cümleler
- Tom'un acı çekmesine izin veremezsin.
- Yeterince acı çekmedim mi?
- Onun acı çekmesini izlemek istiyorum.
- Acı çekmek insanoğlunun alnına yazılmıştır.
- Acı çekmek kaderim mi?
- Kimse acı çekmeyecek.
- Ameliyattan sonra çok acı çekti.
- Acı çekmediğini umuyorum.
- Gerçekten Tom'un acı çekmesini istiyor musun?
- Tom'un acı çekmesini istiyordum.
- Kimse öyle acı çekmek zorunda kalmamalı.
- Acı çekmek insanın kaderidir.
- Acı çekmek istemiyorum.
- Ali ona yaptığından dolayı Mary'nin acı çekmesini istiyor.
- Bu faciaya bizzat karışmışım gibi bir acı duyuyordum.
Acı çekme ile ilgili Atasözü veya Deyim
acı çekmek (veya duymak) : ağrı, sızı duymak Mecaz anlamı üzülmek, üzüntü içinde kalmak.
Acı çekme anlamı, tanımı
Acı : Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem
Çekme : Çekmek işi. Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak. Çekmece. İş yaparken giyilen bir şalvar türü. Düzgün biçimli. Parmak ya da mızrapla çalınan çalgı. Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması. Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi. Çekilerek giyilen veya kullanılan.
Acı çekme oyunu : Ortaçağ'da ortaya çıkmış, insanın yaratılışından son yargıya dek bütün dinsel öyküleri konu edinen dinsel yönlendirmeli oyun.
Büyük bunalım : 1929 yılında ABDde başlayan ve kısa zamanda kapitalist ekonomileri etkisi altına alan, büyük fiyat düşüşleri ve yüksek işsizlik oranlarının yaşandığı iktisadi çöküntü. [Bakınız: Dünya İktisadi Buhranı].
Bunalım : Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Çöküntü.
Üzüntü : Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği, teessür.
İçinde : Süresince, zarfında. ile dolu bir biçimde. Ortamında.
Bunal : Bu kez.
Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan.
Duygu : Duyularla algılama, his. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik. Önsezi.
Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.
Buna : Pınar. Buraya. Bunu.
Olma : Olmak işi.
Büyü : Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.
İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.
Da : Doğrulama, uygun bulma, evet. [Bakınız: dahacık, dâhacık]. Daha anlamında kullanılır. Şaşma bildirir ünlem. Değil mi ya anlamında kullanılır. İşte, orada, şurada. Genellikle cümle sonlarında çeşitli anlamlarda kullanılan ünlem. Bağlama ve kuvvetlendirme edatı. Daha, henüz. Da, dahi (bk. de). Dağ. Dahi, da. Henüz. Dağı. Dağa. Daha.
Ya : "Ey, hey" anlamlarında bir seslenme sözü. Bazı çekimli zamanlardan sonra gelerek anlamı pekiştiren, kuvvetlendiren bir söz: Yediydin ya. Oturmuşum ya. Şaşma, şaşkınlık bildiren bir söz. Bilinen, görülen, hatırlanıp anlatılan bir olay dolayısıyla da sorulan başka bir konu için kullanılan bir söz. Gereklik ve onay bildiren cümlelerde yargının onaylandığını bildiren bir söz. Cevap niteliğinde olan cümlenin sonuna getirildiğinde asıl yargının arkadan gelen cümle ile anlatılacağını belirten bir söz. Evet. Dilek ve geniş zaman kiplerinde yargıyı güçlendiren bir söz. Bir düşüncede sıra ile yer alan ayrı cins ögelerden biri ötekilerden üstün görüldüğünde "hele, özellikle" anlamlarında kullanılan bir söz. Bir düşüncenin karşıtı düşünülürken kullanılan bir söz.
Diğer dillerde Acı çekme anlamı nedir?
İngilizce'de Acı çekme ne demek ? : suffer

Bu kısımda Acı çekme nedir? Acı çekme ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Acı çekme tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Acı çekme hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.