Atımına getirmek nedir, Atımına getirmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sırasına, yerine getirmek (işi, sözü).

Kurşun, erimini bulmak: Tam atımına getirince çaldım gurşunu.

Atımına getirmek anlamı, tanımı

Atım : Atma işi. Atılan bir şeyin gidebildiği uzaklık

Getirme : Getirmek işi.

Getirmek : Gelmesini sağlamak. Erişmek ya da eriştiğini sanmak. Bir makama atamak veya seçmek. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. İleri sürmek. İletmek, bildirmek. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Sağlamak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar.

Kurşun erimi : Merminin en çok ulaşabildiği uzaklık.

Yerine : Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere. Başkasının adına. Alegori.

Gurşun : Kurşun.

Kurşun : Atom numarası 82, atom ağırlığı 207,21, yoğunluğu 11,3 olan, 327,4 °C'de eriyen, yumuşak ve bükülgen, mavimtırak esmer renkte bir element (simgesi Pb). Bu elementten yapılmış. Tüfek, tabanca vb. hafif ateşli silahlarda kullanılan mermi.

Bulmak : Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. Cezaya uğramak. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek. Bir şeyi elde etmek. İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Hatırlamak. Sağlamak, temin etmek. Seçmek. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak.

 

Getiri : Faiz. Yarar. Kazanç.

Bulma : Bulmak işi.

Kurş : Çürük; ezilmiş. Taş yığını; toprağa gömülü büyük taş.

Gurş : Arapça kökenli hurc: kümes hayvanlarının katısı; taşlık.

Sıra : Yan yana, art arda olan şey veya kimselerin tümü, dizi. Nöbet. Bu biçimdeki topluluğun durumu. Ardı, arkası, önü ve yanı kelimelerinden sonra gelerek tamlamalar kuran ve "ardından, arkasından, önünden, yanından, beraberinde" anlamlarında kullanılan bir söz. Düzen. Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman. Dershane, meclis vb. yerlerde kullanılan ve oturup yazı yazacak biçimde yapılmış olan mobilya. Belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu. Tahtadan oturak.

Yeri : Yürü. Utanmaz: Yêriliğin cezasını çekti.

Erim : Bir şeyin erebileceği uzaklık, menzil. Muştu.

Tam : Eksiksiz, kesintisiz. Amerikan doları. Ehliyetli, yetkin. O sırada, o anda. Gerçek, kusursuz. Bütün, tüm. Tıpkı. En elverişli, en uygun.

Diğer dillerde Atılma dönemi yarılanma ömrü anlamı nedir?

İngilizce'de Atılma dönemi yarılanma ömrü ne demek ? : biological half-life