Büngüldemek nedir, Büngüldemek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Su topraktan kaynamak.

Su ateşte kaynamak.

Coşmak, yerinde duramamak.

Yavrusunu veya eşini arayan manda bağırmak.

Su güçlü, gürültülü akmak, fışkırmak.

Büngüldemek kısaca anlamı, tanımı

Büngül : Suyun topraktan kaynayarak çıkması. [Bakınız: büngüldek]. Köşe, bucak. Kışlık kumanya. Tutam (ot hak.). Kaynak, pınar

Duramamak : Barınamamak.

Fışkırmak : Gaz veya sıvılar bir yerden basınç etkisiyle yukarıya doğru birdenbire ve hızla çıkmak. Bir şey bir yerde bol bol görülmek. Bitkiler toplu hâlde, gür olarak yetişmek.

Gürültülü : Gürültüsü olan. Karışık olaylarla dolu.

Bağırmak : İnsan yüksek ve gür ses çıkarmak. Yüksek sesle azarlamak. Kendini belli etmek.

Fışkırma : Fışkırmak işi. Güneş yüzeyinden uzaya sıcak gaz kütlelerinin fırlaması.

Kaynamak : Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak. Mide ekşimek. Kırık, çatlak kemik veya metal parçalar eski durumunu almak, birbirine yapışmak. Yerden çıkmak. Mayalı bir şey kabarıp köpürmek. Çok miktarda bulunmak. Yiyecek, içecek pişmek, haşlanmak. Arada kaybolmak. Gerektiği gibi yapılamamak. Gizli bir iş çevirmek, için için hazırlanmak. Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak. Artmak, çoğalmak, yoğunlaşmak. Coşmak, heyecanlanmak. Çalkantı durumunda olmak, dalgalanmak. Yara kapanmak, iyileşmek.

 

Yerinde : İyi, yeterli. Zamanı, yeri uygun düşerek, gerektiği biçimde. Durumunda.

Bağırma : Bağırmak işi.

Kaynama : Kaynamak işi. Boya filminde hava veya solvent buharının kabarcık durumunda bulunması.

Gürültü : Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü, patırtı, şamata. Birçok kişinin karıştığı kavga, karışıklık veya tartışma. Yükselteç çıktısında gözlenen ve imlem girdisinde çeşitli nedenlerden kaynaklanan, asalak birleşenlerin yükseltilmesinden ileri gelen uyumsuz sesler. Ses sinyalinin kalitesinde belirleyici olan tıslama, cızırtı ve uğultu gibi istenmeyen seslerin tümü. Titreşimli düzenli olmayan sesler. Boğumlanmaları sırasında tonlu ve tonsuz hışırtı niteliği taşıyan z, s ünsüzleri ile tonlu ve tonsuz patlama niteliği taşıyan b, p ünsüzleri titreşim açısından birer gürültü sesidir. Analit sinyalinin gözlenmesine bozucu etki yapan herhangi bir sinyal. [Bakınız: ses etkileri]. Sinema ya da televizyonda sesin saptanması, çalınması ya da yayınlanmasında ortaya çıkan istenmeyen sesler.

Coşmak : Duygu ve düşünceleri güçlü bir tepki ile dışarı vurmak, galeyan etmek. Heyecanlanmak, içten içe kaynamak, aşırı duygulanmak. Doğa olaylarından herhangi biri birdenbire çoğalıp hızlanmak.

Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.

Yavru : Yeni doğmuş hayvan ya da insan. Bir şeyin küçüğü. Çocuk, evlat. Güzel, alımlı genç kız.

 

Topra : Torba.

Kayna : Kayığın iki yanında bulunan ve kıyıya çekmek için ip takılacak çıkıntılar. Şişe.

Duram : Erek, amaç.

Manda : Geviş getirenlerden, derisinin rengi siyaha yakın, uzun seyrek kıllı bir hayvan, su sığırı, camız, kömüş (Buffelus). Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Birleşmiş Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik.

Bağır : Göğüs. Ciğer, bağırsak vb. vücut boşluklarında bulunan organların ortak adı, ahşa. Ok yayı ve dağda orta bölüm.

Akmak : Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.

Diğer dillerde Bündner oberlandkoyunu anlamı nedir?

İngilizce'de Bündner oberlandkoyunu ne demek ? : bündner oberland sheep