Belagat nedir, Belagat ne demek
Belagat; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği

- Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik.
- Bir şeyde gizli olan derin anlam.
- Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.
"Belagat" ile ilgili cümle örnekleri
- "Hakikati ifade için yazıdan ziyade resmin belagatine müracaat daha doğru olacak." - S. M. Alus
- "Sükûtun belagati."
- "Gülünç olduğu kadar hazin bir belagati varmış." - H. F. Ozansoy
Bilimsel terim anlamı:
[Bakınız: söz sanatı]
Belagat hakkında bilgiler
Retorik ya da eski ismiyle Belâgat, etkileyici ve ikna edici konuşma sanatı. Sözcük güncel kullanımda "etkileyici ve ikna edici olmakla beraber içtenlikten veya anlamlı içerikten yoksun lisan" anlamında da kullanılır. Kavram Yunanca rhētorikos (ῥητορικός) "hitabet" kavramından türemiştir. Antik Yunanistan'da MÖ 5. yüzyılda Sokrates çevresindekiler tarafından kullanılmış olan bu kelime, ilk kez Platon’un Gorgias adlı eserinde geçmiştir.
Retoriğe felsefede, edebiyatta, siyasette, hukukta, doğal dilde, bilim dışı akıl yürütmede, fikirde, güzel konuşmada ve örtülü ifadelerde rastlanır. Farklı disiplinlerdeki anlamları her zaman birebir örtüşmez.
Retoriğin olabilmesi için üç temel öge gereklidir: Bir söylevci, bir dinleyici ve bunların düşündüklerini ve görüşlerini iletebilmelerine aracılık eden bir dil.
Retorik, bir konu üstünde bireylerin farklılığı tartışmalarıdır. Retorik aracılığıyla, benzerlik, farklılık, kendimizin veya başkasının benzerliği, bunları donduran toplum, bunları yasallaştıran ve kimi zaman sarsan siyaset, bunların içlerinde dalgalandığı psikoloji ve ahlak tartışılır.
Belagat anlamı, tanımı:
Konuşma : Konuşmak işi. Görüşme, danışma, müzakere. Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılmış olan söyleşi, konferans.
Sanat : Bir şey yapmada gösterilen ustalık. Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım. Zanaat. Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık. Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü.
Retorik : Söz sanatlarını inceleyen bilim dalı, belagat. Güzel söz söyleme, hitabet sanatı.
Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.
Bela : Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse. İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum. Hak edilen ceza.
Belagatli : Belagati olan.
İnandırma : İnandırmak işi.
İnce : Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Ayrıntılı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Taneleri ufak, iri karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Zayıf. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Tiz (ses), pes karşıtı. Hafif, gücü az. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı.
Bilgi : Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Bilim. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf.
Yanlı : Yandaş.
Eksik : İhtiyaç duyulan şey. Bir bölümü olmayan, noksan, natamam. Az. Mükemmel olmayan, kusurlu, muallel, sakat.
Anlayış : Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ.
Bırakma : Bırakmak işi.
Etki : Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim. Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım.
İyi : İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı. Esen, sağlıklı. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not. Yerinde, uygun. İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren. Bol, çok, aşırı. Doğru olan. Yeterli, yetecek miktarda olan.
Belagatsiz : Belagati olmayan. İlgili cümle: "Yeni kelimeler sanatı, daha saf, hiç belagatsiz ve hiçbir zaman, hiçbir şey ispat etmeye çalışmıyor." S. F. Abasıyanık.
Diğer dillerde Belagat anlamı nedir?
İngilizce'de Belagat ne demek? : n. eloquence, fluent and appropriate manner of speaking
n. rhetoric
Fransızca'da Belagat : éloquence [la]
Almanca'da Belagat : n. Beredsamkeit, Eloquenz, Rhetorik
Rusça'da Belagat : n. красноречивость (F), красноречие (N)

Bu kısımda Belagat nedir? Belagat ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Belagat tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Belagat hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.